YUHistan

Hoşgeldiniz, Misafir.
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 4


 

AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 maNga ile röportaj

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3646
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: maNga ile röportaj   Ptsi Tem. 07 2008, 18:58

maNga röportajlarını her yerde okudunuz. Sorulan sorular üç aşağı beş yukarı hep aynı gelmedi mi size de? Biz de "neden rap ve rock bir arada" ve "demek Ankaralısınız, hmm" soruları barındırmayan bir röportaj yapalım dedik. Sonuçta pek iyi vakit geçirdiğimiz bir sohbet çıktı ortaya...

Albüm çıktığından beri neler yaptınız?

Çok yoğun bir konser trafiği oldu. Bir çok röportaj yaptık. Anahaber bültenlerine bile çıktık. Haberler genelde animasyon kliple, konuk sanatçılarla, Yalan 2'nin kaydının kıtalararası olmasıyla ilgiliydi. Unknown MC ile featuring konusunda haberler oldu. Onun dışında gençlik kanallarında programlara katıldık.

Beklediğiniz kadar "özenti bunlar" yorumları geldi mi? (Hep bir ağızdan 'daha fazla, çok daha fazla' gibi yorumlar yapıldıktan sonra)

Evet, ama eğlenceye dönüştü bir süre sonra bu yorumlar bizim için. Okuyup eğleniyoruz artık.

İşi bilen adamlardan mı geliyor bu yorumlar?

Hayır, daha çok bilmeyen adamlar, laf olsun diye konuşan insanlar… Geçen bir mail geldi, o kadar komikti ki onu söylemek istiyorum ben. Demiş ki "ben sizi seviyorum ama Linkin Park'ı dinlemeniz lazım, çok benziyorsunuz onlara, onlardan feyz almanız lazım"! (kahkahalar) Ben ne cevap vereyim şimdi buna? Fanıyım diyor, Fred Durst'ün ismini yanlış yazmış.

Cevap veriyor musunuz maillere? Kime en çok mail geliyor?

Elimizden geldiğince veriyoruz. En çok mail Ferman'la Cem'e geliyor. Ama işin güzel tarafı genç bir çocuk mail yazıyor ve "ben de davul çalmak istiyorum, ne yapmam gerek" diye soruyor. Biz de hiç sıkılmadan cevap veriyoruz pedal al, metronom al, hoca bul, onlarla çalışmaya başla diye. Zaten gelen maillerin çoğu "çok güzel bir şey yapıyorsunuz, iyi bir boşluğu doldurdunuz" şeklinde. Hatta acayip destek verenler var, "şu şarkının sözlerini şöyle değiştirin, yurt dışına açılın, şöyle yapın böyle yapın" diye. Eleştiriler de oluyor tabi ama zaten eleştirilerin olacağını bilerek başladık.

'Yalan' ve 'Bir Kadın Çizeceksin'; bunlar yaşanılan olaylardan sonra hissedilen şeyler üzerine mi yazılmış? Bariz bir kıza anlatılan şeyler var o iki şarkıda...

Orada aslında üçüncü kişi de var ve ona da bir şeyler deniyor. 'Bir Kadın Çizeceksin'de zaten söylenenler asıl çocuğa söyleniyor.

Peki sizce hakikaten içten olmak, olduğun gibi olmak, ilişkide hatalı bir strateji mi?

Her zaman kartları açık oynamak, sonuna kadar mücadele etmek gerekiyor. Samimi olmanın, her zaman kendin olmanın daha çok getirisi var. Olduğun gibi olmak çok önemli. Kendin gibi ol, içinde söylenmedik bir şey kalmasın, onun için neler hissettiğini, neler düşündüğünü söyle. Olursa olur zaten, olmazsa da zorla güzellik olmaz ki.

Bir gizemin de kalması gerekiyor bu arada. Pat diye bütün her şeyini, tüm sırlarını, bütün dünyanı paylaştığın zaman için büyüsü ortadan kalkıyor; o yüzden gizem bir süre devam etmeli diye düşünüyorum. Bırakacaksın ve kendi keşfedecek, her şeyi sen anlatmayacaksın, işte o zaman daha keyifli oluyor her şey. Birbirini okumak gerekiyor kitap gibi ama bu zamanla olacak bir şey ve olduğu zaman da her şey harika oluyor zaten. Biteceğini bilerek ama bitmeyecekmiş gibi düşünerek sürekli mücadele etmek gerekiyor. Ama hep arayıp devamlı diretmek o işin kalitesini düşürmek demek sanki.

Muhabbeti sinsice müziğe çeviren bir müdahale ile) Ama konu müzik olunca daha az bekleyelim diye bir endişe yok sanırım.

Doğru insanlarla çalışıyorsanız, ki biz öyle yaptığımızı düşünüyoruz, yapmanız gereken tek şey dilemek ve sonra onun için çalışmak. İnsan ilişkilerinde işi o kadar basite indiremiyorsun. Müzik somut bir iş; çalışırsan ve inanırsan sonucunu bir şekilde mutlaka alırsın. İnsan ilişkilerinde hiçbir şey belli değil. Hiçbir adalet kavramı geçerli değil o noktada. Her şey olabilir. Ümit Yaşar Oğuzcan'ın bir lafı vardır: "Gerçek aşk, ancak karşılıksızsa gerçek aşktır". Yani sen karşılığı olmadan hala sevmeye devam ediyorsan, o seni sevmediği halde sen hala onu sevmeye devam edebiliyorsan gerçek aşk odur. Gerçi kötüdür, Allah kimsenin başına vermesin.

Bir de Yılmaz Erdoğan'ın "ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim"i vardır. O ikisini karıştırmamak lazım. Yaşarken bir gün bitecek diye çok güvensiz yaşamanın bir manası yok. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi düşünmek gerek.

Zaten bitecek düşüncesi kafanıza girdiği zaman daha aksak, daha çekingen davranmaya başlıyorsunuz. Sonuçta iyi gidecek bir ilişkiyi kötü etkileyebilir bu. İyi biten ilişki de yoktur. Bitiyor ve bunun içinde acı olacak sonuçta, bu kaçınılmaz bir şey.

Aranızda en okuma meraklısı sen misin Özgür?

Yok, herkesin kendine göre zevkleri var tabii. Benim en büyük farkım, Cem'le tiyatro veya ekonomi hakkında, Yağmur'la müzik hakkında, Ferman'la mimarlık ve şehirlerin yapısı hakkında konuşabilmem.

Şimdi söyleyeceğim şeyi kesinlikle kötü anlamda söylemiyorum: 'Bitti Rüya', sert bir intro giriyor, sonra sakin vokaller, sonra sert bir vokal, sert bir nakarat, orada bir miktar Linkin Park formülü var. Bayılarak dinliyoruz o çok ayrı.

Çoğu insan bizi onlarla özdeşleştiriyor ama Linkin Park'ın bizim için en büyük özelliği elektronik altyapısı değil. İki vokali var, biri rap biri melodik. Linkin Park'ı da Linkin Park yapan odur zaten. Eğer direkt o modelde bir grup olmak isteseydik bizde de iki vokal olurdu. Bence bu önemli bir fark. Linkin Park'ta bir kere şöyle bir şey olamaz (Ferman 'Bitti Rüya'nın melodisini mırıldanıyor burada).

Bizim vokalimizin en büyük farkı, en büyük özelliği nakaratlar. Pasajlarda bağdaştırılabilir belki, hip hop tarzı sonuçta. Dediğin benzerlik doğru, 'Bitti Rüya'nın formülü, turntable'ın girişi, sonra tekrar düşmesi … Ama biz zaten Linkin Park'ı hep çok sevdik, albümlerini, DVD'lerini takip ediyoruz. Biz ilk dinlemeye başladığımızda bu kadar bilen insan da yoktu zaten. 'Meteora' yokken daha underground bir kesim, ilgilenenler biliyordu sadece. 'In The End' çıktı, patladı ama biz ondan çok önce severek dinliyorduk zaten.

Linkin Park bize çok iyi model oluşturuyor, tamam. Ama şu da var, Linkin Park'ın piyasaya çıkışı 2001, çok iyi bilinmesi ise öteki sene başı. Bizim 'Kal Yanımda'yı yaptığımız tarih de 2001. 'Kal Yanımda' yapılırken Linkin Park diye bir grup ünlü değildi. Amerika'da bir grup Limp Bizkit müziğine biraz daha melodi katmak istedi. Bu arada biz de buna benzer bir şey düşünüyorduk. Hayatta buna benzer bir sürü tesadüfler oluyor. Ayrıca Faith No More denedi önce bunu. Rage Against The Machine de rock ve rap yapıyor. Vokalleri daha tiyatral; sanki yaşıyormuş gibi anlatır söyleyeceklerini.

(Burada Özgür mümkünatı yok yazamayacağımız bir rap vokal yapmaya başladı, arkasından da kahkalar geldi) Rage'i yıllardan beri severiz. Bizim yaptığımız müziğin kökeni de o yüzden sadece LP değil; Body Count var, Aerosmith ile Run DMC'nin yaptığı 'Walk This Way'... Korn var bir de, aslında gitarların akort sistemleri Korn'a benziyor. LA setup'ı kullanıyoruz. Akort düşürüyoruz, daha kalın ses elde etmek için normal gitar setup'ından daha pes akortluyoruz.

70’ler rock müziği yeniden moda oldu son zamanlarda...
Evet, mainstream rock akımı var şimdi. MTV'yi açtığımızda 1970'lerden ışınlanmış gibi duran adamlar dolu. Bize göre hiçbir katkıları yok rock müziğe, zaten gayet iyi yapılmış bir şeyi hiçbir yenilik eklemeden tekrar ısıtmanın mantığı nedir? 70'lerin soundunda bir şey dinlemek istiyorsak 70'leri dinleriz. Bizim yaptığımız şeye dönersek, bizimkine bir miktar benzer müzik yapıldı daha önce Türkiye'de. Rapor 2, Türkiye'nin en eski rap grubu, Radical Noise ile birlikte şarkıları var, bizim yaptığımız şey ise daha yeni ve daha fazla kişiye ulaştı.

Kendimize dışarıdan bakmaya çok uğraşıyoruz. "maNga diye bir grup var, videosu dönüyor, CD'si var, dur şunlar neymiş bir bakayım" demek, belki önce biraz yadırgamak normal; ama bizi çok heyecanlandırırdı bu müzik.

Biz Amerika'dan gelip böyle bir albüm yapmış olsaydık bence insanlar taparlardı buna ama Türkler'den kurulu bir grup olunca özentilik gibi görünüyor insanlarımıza. Türk oldukları için yakıştıramadım onlara diyenleri duyduk.

Gazetelerde mi?

Hayır, medya sürekli destek veriyor. Animasyon klip yapmışlar ilk defa, gayet güzel bir albüm olmuş deniyor medyada. Zaten medya beğenmediği şeyi neden desteklesin? Medya grubun çok arkasında olmaya başladı diye de eleştiriler duymaya başladık. Önemli gazeteciler beğenip yazıyor hakkımızda, bizi sevip desteklemese bunları yazmaz ki o adamlar… Bir de albümü dinlemeden röportaja gelenler, soru soranlar var ki biz esas onlardan çekiniyoruz. O zaman klişeden öteye gitmiyor konuşulanlar.

'Yalan' çok kalp acıtıcı bir parça olmasına rağmen sonuna doğru çok cıvık bir bölüm var...

Orada tamamen kasıtlı olarak yapılmış bir şey var. İki perdeli bir oyun olarak yaklaşabiliriz o şarkıya. İlk perdede bir kırılganlık sonucu oluşmuş bir anlatım var. İkinci bölümde de aynı adam var ama bu kez tamamen kendine ters düşüyor. Bizim müziğimizde zıtlıklar var, çelişkiler de var ama bilinçsizce yapılmış bir şey değil bu. Hiç değişmeyen fikirlerle ne kadar zaman gidebilirsin ki, dediğin bir laf bir sene sonra geri gelebilir sana. Çelişki ve değişim hayatın özünde vardır. Aynı nehre iki kere giremezsin.

'Libido'da gençliğe laf atıyorsunuz ama kendinize de laf atmış oluyorsunuz aynı zamanda...

Çuvaldızı kendimize batırıyoruz orada. O sözler bizi ve içinde olduğumuz çelişkileri anlatıyor. Sahne dışında çok sıradan insanlarız; sinemaya gideriz, konsere gideriz, salaş yerlerde takılmayı severiz. Bunun sonucu da samimi olabilmek. Eleştiriyoruz bir yerde ama biz de bunların içindeyiz, bu insanları eleştirip kendimi onlardan ayrı tutamam ki? Saçma bir davranış olur bu. Ben de öyle giyiniyorum, benim de özendiğim şeyler aynı. Sahneden bakarken neyi görüyorsam onu yazdım. Ne yapıyorsunuz siz, ne yapıyoruz biz? Bir kızı tarif ettiğinde başkası kendi üzerine alınabilir mesela. Belli genç modelleri türedi, hepsi birbirine benziyor. Son Prodigy konserinde biri geldi kız arkadaşımla konuşuyor, ben eğildim hayrola dedim, "ne oluyor kız arkadaşımla konuşamayacak mıyım" dedi, adam karıştırmış.

İşte Genç'te başka bir manGa yazısı için 19 sayfa yorum var. Ne diyorsunuz?

16-17 yaşında dinlediğimiz şeyler bizim müziğimizi etkiledi. Şimdi o yaştaki insanlara bizim bir şeyler verdiğimizi görmek çok güzel. Yeni jenerasyon diye diye zaten biz onların abisi olduk zaten artık. 15 yaşındaki bir kız mail atıyor "Ferman abi" diye, sonra 30 yaşındaki birinin mailini okuyorsun arkasından. Çok acayip ama çok da keyifli.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
maNga ile röportaj
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YUHistan :: Yerli sanatçılar-
Buraya geçin: