YUHistan

Hoşgeldiniz, Misafir.
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 4


 

AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Van hakkında bilgi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:10

Van Genel Bilgi


Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir il merkezi olan Van, kuzey ve kuzeybatısında Ağrı, doğusunda İran, güneyinde Hakkari ve Şırnak, güneybatısında Siirt, batısında Van Gölü ve Bitlis ile çevrilidir. Türkiye’nin en doğu kesiminde yer alan Van’ın yüksek dağlık alanlardan oluşan engebeli bir arazi yapısı vardır. Bu engebeler 1.600 m.den aşağı değildir. İl sınırları içerisinde dorukları 3.000 m.yi aşkın dağlar bulunmaktadır. Kuzey kesiminde en yüksek noktası il sınırları dışında olan Aladağ ve Tendürek Dağları’dır. Tendürek Dağları aynı zamanda İran ile sınırı oluşturan Sınır Dağları olarak isimlendirilir. Aladağ’ın 3.211 m. yüksekliği ile Kerdahol Tepesi bu kesimin en yüksek tepesidir. Doğu kesiminde İran sınırı boyunca kuzey-güney doğrultusunda uzanan Berhebine (Er) Dağı ile Haravil (Yiğit) Dağı (3.468 m.) bulunmaktadır. Güney kesimini ise Güneydoğu Torosların uzantısı olan Kavuşşahap Dağları engebelendirir. Bu dağlar Van Gölü’nün güneyini bütünü ile kaplamaktadır. Bunların dışında Gökdağ (3.604 m.), Arnas (Kepçe) Dağı (3.537 m.), Kavuşşahap Dağı (3.634 m.), Müküs Dağı (3.414 m.) ve Artos (Çadır) Dağı (3.537 m.) bulunmaktadır. Van’ın orta kesiminde ise Pirraşit Dağı (3.109 m.), Mengene Dağı (3.412 m.), Koçkıran Dağı ve İspiriz Dağı (3.668 m.) yer almaktadır. Bu dağlar Van Doğusu Dağları ismi ile tanınmaktadır. Dağların yüksek düzlüklerinde ise yaylalar bulunmaktadır.

Van’daki başlıca düzlükler; Çaldıran, Bargiri (Muradiye), Erciş, Van, Hoşap, Havasor ovaları ile Karakallı Düzü, Erçek Düzü, Noşar Düzü ve Tarhani Düzü’dür.

İl topraklarından kaynaklanan Urmiye, Erçek ve Van kapalı havzaları Basra Körfezi’ne ulaşmaktadır. Kotur Çayı ise İran’daki Urmiye Gölü’ne dökülür. İlin doğusundan kaynaklanan ve doğu-batı doğrultusunda akan Memedik Çayı aracılığı ile Erçek Gölü’ne ulaşan akarsular bulunmaktadır. Ayrıca Zilan Deresi, Deliçay, Bendimahi Çayı, Karasu olarak isimlendirilen Marmit Çayı ve Hoşap Suyu Van Gölü’ne dökülen akarsulardır. Dicle Nehri’nin başlıca kollarından Büyük Zap Suyu ile Botan Çayı (Ulu Çay) il topraklarından kaynaklanan diğer akarsulardır.

Van ilinde Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün doğu kesimi bulunmaktadır. Bunun dışında Erçek Gölü, Akgöl, Sultan (Süphan) Gölü, Tuz Gölü (Kazlı), Değirmi Göl ve Hasantimur Gölü il toprakları içerisindedir. Van’ın doğusundaki Keşiş (Turna) Gölü ise Urartular zamanından sulama amaçlı olarak kullanılmış yapay bir göldür.

Van Gölü Nemrut Dağı’nın patlaması sonucunda kraterde biriken suların oluşturduğu volkanik bir göldür. Gölün yüzölçümü 3.713 km2 olup, denizden yüksekliği 1.646 m., derinliği de 457 m.yi aşmaktadır. Çok sayıda koyları bulunan gölün doğusunda Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adaları bulunmaktadır. Sit alanı olarak ilan edilen bu adalar turistik özelliğe sahiptir. Van Gölü’nün suyu sodalı ve tuzludur. Aynı zamanda da dünyada en çok soda içeren göldür. Yüzölçümü 19.069 km2 olan ilin 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 877.524’tür.

Van Gölü’nün doğu sınırı boyunca uzanan alan ile ilin kuzey ve güney kesimleri fay hattı üzerindedir. Bu yüzden de 10 Eylül 1941’de Erciş Depremi, 24 Kasım 1976’da Çaldıran Depremi yörede büyük yıkıma ve can kaybına neden olmuştur.

Yüksek ve engebeli bir arazide ve denizden uzak olan Van’da Karasal iklim hüküm sürmektedir. Mevsimler ve günler arasında sıcaklık farkı büyüktür. Kışlar uzun kar yağışlıdır. Yazlar ise kısa ve sıcak geçer. Van Gölü kıyısındaki iklim doğu ve kuzey kesimlerine göre daha yumuşaktır.

Van, orman açısından Türkiye’nin en yoksul illerinden birisidir. Bitki örtüsü step görünümündedir. Eski yıllarda ormanlarla kaplı olan ilin güney kesiminde meşe topluluklarına rastlanır. Ancak, yüzyıllardır tahrip edilen ormanlardan çok az ağaç günümüze gelebilmiştir. Çalılıklar halindeki bodur meşelerin yanı sıra bodur ardıç, ceviz, doğu çınarı, melengiç, kavak ve kızılcık ağaçları görülmektedir.

İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, turizm ve balıkçılığa dayalıdır. İklimi sert olduğundan tarım pek fazla gelişmemiştir. Bununla birlikte yetiştirilen tarımsal ürünler arasında; kuru yem bitkisi, buğday, şeker pancarı, patates bulunmaktadır. Az miktarda da arpa, kavun, karpuz, domates, baklagiller, elma, ceviz ve sebze yetiştirilir. Van’ın ekonomisinde hayvancılık ön planda gelmektedir. Sığır, koyun, kıl keçisi, at, eşek, manda yetiştirilir. Koyun ve sığır türlerinin ıslahı için Erciş’te Altındere Tarım İşletmesi kurulmuştur. Hayvancılık daha çok yaylacılık yöntemleri ile yapılmaktadır. Hayvansal ürünlerin başında Van’a özgü otlu peynir gelmektedir. Arıcılık, tavukçulu, Van Gölü başta olmak üzere göllerde ve diğer akarsularda balıkçılık yapılmaktadır. Ayrıca Van kilimlerinin Türk halı ve kilim sanatı yönünden önemi büyüktür.

Kalkınmada öncelikli iller kapsamına 1968’de alınmasına rağmen sanayide büyük bir gelişme görülmemiştir. İmalat sanayii daha çok hayvansal ürünlerin işlenmesine dayalıdır. Bununla birlikte, Van Et Kombinası, Van Süt ve Mamulleri İşletmesi, Yem Sanayiinin Van Yem Fabrikası, Van Deri ve Kundura Fabrikası , Erciş Şeker Fabrikası, Van Çimento Fabrikası ildeki belli başlı kamuya ait sanayii kurumlarıdır. Bunun dışında mandıralar, un, tuğla ve yün ipliği fabrikaları da bulunmaktadır.

Van doğal ve tarihi değerler yönünden zengin olup, ekonomisinde turizmin büyük katkı payı vardır. Van Gölü kıyılarındaki plajlar, Akdamar Adası, Van Kalesi, Bendimahi Çağlayanı ve Erek Vadisi turizm açısından önem taşımaktadır. Ayrıca Van'a özgü olup, dünyaca tanınan Van Kedileri koruma altına alınmıştır.

İl topraklarında mermer yatakları bulunmaktadır. Başkale’de traverten, Çaldıran ve Gevaş’ta tuğla-kiremit hammaddesi, Erciş’te linyit, sünger taşı yatakları vardır. Ayrıca ilin çeşitli yerlerinde de maden suyu kaynakları bulunmaktadır.

Van’ın eskiçağlara kadar inen çok eski bir tarihi bulunmaktadır. Özellikle Tilkitepe’de yapılan kazılarda ele geçen buluntular Kalkolitik Çağ’dan (MÖ.5500-3500) itibaren yörede sürekli bir yerleşim olduğunu göstermiştir. Ancak, bu buluntular Van bölgesi ile Mezopotamya kültürleri arasında yakın bir ilişki olduğunu da ortaya koymuştur. MÖ.3000’de Hurriler burada yaşamıştır. Doğu Anadolu’da yaşayan Hurriler burayı merkez konumuna getirmişlerdir. Hurrilerin Hititler tarafından yıkılmasından sonra Urartular yöreye hakim olmuş ve Van 300 yıl Urartuların başkenti olmuştur. Bu arada İ.Sardur Van Kalesini kurmuş ve buraya Urartu dilinde Biane adı verilmiş, bu isim zamanla Van’a dönüşmüştür. Urartuların ileri bir kültür düzeyine eriştikleri; Van’da Tuşba, Çavuştepe ve Topraktepe’de günümüze ulaşan sulama, bağcılık ve mimari alandaki eserleri ile anlaşılmaktadır. MÖ.VI.yüzyılın başlarında Medler Urartu Devletini yıkmışlar, bunun ardından da Persler yöreye hakim olmuştur. Büyük İskender’in Persleri yenmesinden sonra Makedonyalılar, ardından Seleukoslar burada hüküm sürmüştür.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:10

MÖ.III.yüzyılda Van yöresi kısa bir süre Ptolemaiosların eline geçmiş bunu MÖ.129’da Partlar, MÖ.I.yüzyılda Ermeni krallarından Dikran’ın egemenliği izlemiştir. Van Partlar ile Romalılar arasında zaman zaman el değiştirmiş, MS.III.yüzyılda Romalılar Sasanilerle yöre için savaşmışlardır. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Bizans yönetiminde kalan Van VII.yüzyılın ortalarında Arapların eline geçmiştir. IX.yüzyılda Saciler, X.yüzyılda Arap ve Ermeni çekişmelerine sahne olmuştur. Bu çekişmelerin ardından 1021’de Bizanslılar yeniden yöreye hakim olmuş ve Bizans’ın Vaspurakan Theması’nın sınırları içerisinde kalmıştır. Bu arada Orta Asya’dan Türkmen boyları yöreye akınlar yapmıştır. Selçuklular 1054’te Erciş’i, 1064’te de Van çevresini ele geçirmişlerdir.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Selçuklular yöreye hakim olmuş, 1100’de Sökmenler Van’ı yönetimleri altına almışlardır. Bunun ardından Van yöresi 1205’te Gürcülerin saldırısına uğramış ve kısa bir süre de Eyyubiler buraya egemen olmuşlardır. Moğolların yağmalamasından sonra yöre yeniden Anadolu Selçuklularının, İlhanlıların ve Timur’un denetiminde kalmış, Hakkari beylerinden Karakoyunlu İzzeddin Şir Van ve çevresini yönetimi altına almıştır. Safevilerin bölgede etkin olmasından sonra Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı’nda Safevileri yenmesiyle Van ve yöresi Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bununla beraber Van, zaman zaman Osmanlılar ile Safeviler arasında el değiştirmiştir. Amasya Antlaşması hükümlerine göre Osmanlı toprakları içerisinde kalan Van zaman zaman İranlıların saldırılarına uğramıştır. Osmanlılar ile İranlılar arasında 17 Mayıs 1639’da yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması hükümlerine göre de Osmanlıların İranlılar ile sınırı belirlenmiş ve Van Osmanlı topraklarında kalmıştır. Osmanlı döneminde Van, Eyalet statüsü kazanmış olup; 1568-1574 tarihleri arasında 12, 1578-1588’de 27 sancağa sahipti.

Van yöresi Osmanlı döneminde bazı ayaklanmalara sahne olmuş, 1895’te Ermenilerin başlattığı ayaklanmalar bastırılmıştır. Bununla beraber I.Dünya Savaşı başlarında Ermenilerin Taşnaktzutyun Örgütü Van’ı işgal etmiştir. 1915’te Ruslar tarafından işgal edilen yöre, Rus İhtilali nedeni ile Ruslar Anadolu’dan çekilirken Van’ı da boşaltmışlardır. Bu kez Ermeniler yeniden Van’ı işgal etmiş, Osmanlının 4.kolordusu 7 Nisan 1918’de Van’a girerek bu işgale son vermiştir.

I.Dünya Savaşı sırasında bu işgallerden ötürü Van büyük ölçüde etkilenmiş, yanmış, yıkılmış ve nüfusu azalmıştır. Bundan sonra “Bağlar Mevkiinde” kent yeniden kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kırsal bir görünümde olan Van 1923 yılında il konumuna getirilmiştir. 1970’lerde Türkiye ile İran arasındaki demiryolunun açılması, ardından Ortadoğu ülkeleri ile ticaretin yoğunlaşması Van’ın gelişmesine neden olmuştur.

Van’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Tuşba, Çavuştepe, Toprakkale’deki höyükler, Yeşilalıç Köyü Kaya Mezarı, Meherkapı Kaya Mezarı, Elmalı (Zivistan) Kaya Mezarı, Urartu Dönemine ait Hoşap Kalesi, Çavuştepe Kalesi (MÖ.764-734), Ayanıs Kalesi (MÖ.645-643), Toprakkale (MÖ.685-645), Aşağı-Yukarı Anzaf Kaleleri (MÖ.830-810), Norgüh Kalesi, Körzüt Kalesi (MÖ.VIII.yüzyıl), Urartu Su Yolları ve Kanalları (MÖ.IX.-VI.yüzyıl), Hoşap Köprüsü (1671), Çatak Holkan Köprüsü, Çatak Zevil Köprüsü, Akdamar Kilisesi, Adır Kilisesi (1305), Çarpanak Kilisesi (MÖ.IX.yüzyıl), Yedi Kilise (VIII.yüzyıl), Albayrak St. Bartholomeus Kilisesi (XVII-XIX.yüzyıl), Van Ulu Camisi, Hüsrev Paşa Camisi (1567), Gevaş İzdişar Camisi, Gevaş Halime Hatun Kümbeti (1358), Selçuklu Mezar Taşları bulunmaktadır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:10

Van Gezgin Gözüyle

Van Gölü ve Akdamar Adası: Van iline adını veren Van Gölü Türkiye'nin ve dünyanın en büyük soda gölüdür. Dört tarafı yüksek dağlarla çevrilidir. İçinde Akdamar, Adır, Çarpanak, ve Kuş adaları olmak üzere 4 ada bulunmaktadır. Tarih boyu Yüksek Deniz, Nairi Denizi ve Yukarı Deniz dendiği gibi Deryaçe (Küçük Deniz) adını da alır. Gölün suyu çok tuzlu ve sodalıdır. Sabunsuz köpük verir ve temizlik maddeleri kullanılmadan içinde herşey yıkanabilir ve temizlenebilir. Her mevsim, her saatte farklı bir renk alan, gündoğumu ve günbatımının muhteşem olduğu göl, bölge turizmine önemli bir katkı sağlamaktadır. Sahil boyunca yapılaşma ile bozulmamış koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış kıyılar görülmeye değerdir. Van Gölündeki adalardan en büyüğü olan Ahtamar Adası, üzerindeki kilisesi ile ünlüdür. 900'lü yılların başında Kral Gagik tarafından yaptırılmış olan kilise taş işçiliğinin en seçkin örneklerindendir. Akdamar adasına Gevaş iskelesinden dolmuş motorları çalışmaktadır.

Van Kalesi: Van Kalesi, Van il merkezi sınırları içerisinde olup, şehir merkezine 5 km. mesafede bulunmaktadır. Urartu kalelerinin görkemlilerindendir. MÖ. 9. yüzyılda Lutupri'nin oğlu I. Sarduri tarafından yaptırılmıştır. Büyük bölümü ayakta kalan kalenin kuzeybatı ucunda bulunan ve Sardur burcu denilen taş bloklarla örülen yapının üzerinde I. Sarduri'ye ait olan, Asur çivi yazısı ile yazılmış, bilinen en eski Urartu yazıtı vardır. Kalenin diğer önemli bir yapısı, I. Agrişti'ye ait olan kaya mezarı ve hemen bunun dışındaki kaya üzerinde bulunan Urartu'ların günümüze ulaşan en uzun yazıtı, "Horhor Yazıtları" vardır. Ayrıca kalenin kuzey yamacında II. Sarduri'nin açık hava tapınağı (Analı-Kız), Kale içinde Menau ve Sarduri' ye ait mezar odaları, mağaralar, su sarnıçları ve çeşitli odalar vardır. Kalenin güneyinde ise eski şehrin kalıntıları bulunur. Ulu Cami, Hüsrev Paşa Cami, Kay Çelebi Cami, Hamamlar (Çifte Hamam) Kümbetler (İkiz Kümbet) ve çoğu tahrip olmuş eski evler, gezenleri tarihin yaprakları arasında seyahate çıkarlar.

Hoşap Kalesi: Van il merkezine 60 km. uzaklıkta, Gürpınar ilçesinde, Van-Hakkari karayolu üzerindeki Hoşap (Güzelsu)'da yer almaktadır. Dik bir kaya kütlesi üzerine kurulan kale, iç kale ile bunun kuzeyindeki dış kaleden oluşur. Gözetleme kulesi, surları, burçları, beden duvarları, mescit, fırın, zindan seyir köşkü, harem, selamlık ve orijinal demir kapı kanatları kalenin önemli yapılarıdır. Ayrıca kalenin güney tarafında Van Bölgesinin en eski Osmanlı Köprüsü bulunur.
Ağartı Kalesi: Van Gölü' nün doğu kıyısında kurulan kale iyi korunarak günümüze kadar gelen sur duvarları andezit taş bloklarla örülmüştür.
Kef Kalesi: Urartu'ların önemli merkezlerinden biridir. Kalede çok odalı bir saray, hayvan ve bitki rölyefleri vardır.
Çavuştepe Kalesi: Van il merkezine 25 km. uzaklıkta, Gürpınar ilçesine bağlı Çavuştepe köyünde yer almaktadır. Bol Dağı silsilesinin batı ucuna kurulmuş olan kale; aşağı ve yukarı kalelerden oluşmaktadır. Kale, II. Sarduri tarafından M.Ö. 764-734 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kalelerde Haldi tapınağı, açık hava tapınağı, surlar, depo, ahır, saray binaları, su sarnıçları, çivi yazısı bulunmaktadır.
Ayanıs Kalesi: Van'a 35 km. mesafedeki Ayanıs köyündedir. Argişti'nin oğlu Rusa tarafından M.Ö. 645-643 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Urartu tarihinin son safhalarının aydınlatılması açısından çok önemlidir. Van Gölü sahiline yakın bir alanda kuruludur.
Toprakkale: Van il merkezinin doğusunda Zimzim Dağları silsilesine bağlı kayalık bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kale Urartu kralı II. Rusa tarafından M.Ö. 685-645 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Sarnıç, açık hava tapınağı, kayaya yontulmuş merdivenler bulunmaktadır.
Aşağı-Yukarı Anzaf Kaleleri: Van'ın 10 km. kuzeydoğusunda Van-Özalp karayolu yakınında yer almaktadır. Aşağı ve Yukarı Kalelerden oluşmaktadır. Her iki kalede surlar, kuleler, atölye, depo, saray yapısı, kitabe bulunmaktadır.

Akdamar Kilisesi: Gevaş ilçesi sınırları dahilinde Van Gölü içersinde bulunan en büyük adaya ismini veren kilisedir. Adanın güney doğusuna kurulmuş olan kilise sahile 3 km. uzaklıktadır. Günün her saatinde Akdamar Adası'na, sahilde bulunan motorlarla ulaşım sağlanmaktadır. Kutsal Haç adına Vaspurakan Kralı I. Gagik tarafından Keşiş Manuel'e yaptırılmıştır. Kilisenin figürlü repertuarı oldukça zengindir. Bunun yanında, İncil ve Tevrat'tan alınmış çeşitli sahneler bulunmaktadır. Yunus Peygamberin denize atılması, Hz. Meryem ve kucağında İsa, Adem ile Havva'nın Cennetten kovulması, Hz. Davut ile Kral Goliat'ın mücadelesi Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, Aslan ininde Daniel sahneleri bulunmaktadır. Zengin hayvan, asma sarmaşıkları ve çeşitli figürler görmek mümkündür.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:10

Van Sözlü Tarih

Van Kalesine ilişkin söylence:Urartıların eline geçen Van kalesi öyle muazzam yapılmıştır ki görenler kalenin insan eliyle yapıldığına inanılmaz.Kale dev yapılı insanlar tarafından 80 metre yüksekliğe her biri en az 30 ton gelen düzgün taşlarla sıva ve harç kullanılmadan yapılmış inanışa göre duvar yapımında çalışanlar öyle güçlülerdi ki elleriyle bastırarak taşları hamur haline getirip birbirine yapıştırmışlardır.Meher de bu dev yapılı insanlardan biridir.Atıyla birlikte Meher Kapı denilen yerde Urartu kaya yazıtının ardında günümüzde de yaşadığına ve kıyamet günü gelince yeniden ortaya çıkılacağına dair efsaneler vardır.
Meher Kapı değişik inançlara göre kutsal sayılır.Hristiyanlar bu kapının Paskalya'nın yedinci günü ya da St. Jean Bayaramı'nda açıldığına inanılır.İslam inanaçlarına göre ise burası bir hazine kapısıdır ve her cuma gecesi açılır,fakat giren mutlaka bir kötülükle karşılaşır.Bir başka inanışa göre Hz.Ali bu kapı görünümlü yerin ardında yaşamaktadır.Kapı önündeki su birikintisi atının sidiğidir.
Şeyh Abdurrahman Söylencesi:İran Şahı Abbas ,Van Kalesi'ni almak için kentin kuzeyindeki ki "Şahbağı"(Beyüzümü Köyü)denilen yerde konaklar.KAle çok yüksek ve sağlam olduğu için bir türlü alamaz.Aradan yedi yıl geçer.Oraları tanıyan biri Şaha:"Kalede Abdurrahman Gazi diye ermiş biri vardır.O orada oldukça burayı almamız imkansızdır."der.Bunun üzerine Şah Abbas,ermişi denemek için bir kuzu bir de köpek kızarttırıp armağan olarak gönderir.Elçiler armaağnı sunduklarında ,ermiş şöyle bir bakar,köpeği göstererek:"Bunu Şahınıza götürün." der Elçiler geri götürürlerse şahın kendilerini öldüreceğini söyler.Bunun üzerine Şeyh elini köpeğe doğru uzatarak"hoşt" diye seslenir.Köpek canlanıp koşmaya başlar.Elçiler dönüp durumu Şaha anlatırlar.Şahta kuşatmayı kaldırıp ülkesine döner.
Çomar Bölükbaşı söylencesi:Çomar Bölükbaşı sınır boylarında yıllarca bulunmuş yiğitlikleriyle kahramanlıklarıyla tanınmış bir kahramandır.Yıllar sonra Van'a gelip Van Beylerbeyi Mehmet Emin Paşa 'nın kale komutanı olur.Mehmet Emin Paşa bir ara celali olmuş iddiasıyla tutuklanmış,sonra suçsuz bulunarak bırakılmıştır.Ama kale komutanı asi ilan edilmiştir.Çomar Bölükbaşı bir avuç askeriyle Van kalesinde kıstırılır.Emir gereği sağ olarak ele geçirilecektir.Durumun kötüye gittiğini gören Çomar Bölükbaşı arkadaşlarıyla birlikte kaleden sarkıttığı bir ip merdivenle kaçar ardlarına düşen 600 kişilik ordu Van Gölü'nün güney kıyısında ki Kuskunkıran deresi'nde bunları sıkıştırır.Kanlı bir savaş olur Çomar Bölükbaşı Orduyu dağıtacakken yardım gelir.Çomar Bölükbaşı 'nın kurtulma ümidi kalmamıştır.Bir yanı yüksek kayalar bir yanı uçurumdur.Atından inip onu öper yelesini okşar herkes teslim olcağını düşünürken o atını uçuruma sürer.Öldüğü sanılırken bir de bakarlar ki Çomar Bölükbaşı yüzerek gölden karşıya geçmektedir.Kimileri yakalanmasını kimileri ise Tanrı'nın yardım ettiği bu kahramanın bağışlanmasını ister ama yakalanmasını isteyenler ağır basar.Ordu dolaşıp önünü keser.Çomar Bölükbaşı güçlükle bataklıktan kıyıya çıkar.Yeniden orduyla savaşa tutuşur.Sonunda alnından vurulur başını kesip Van Paşa'sına götürürler.Paşa:"Yazık etmişsiniz böyle bir yiğit vurulur mu,başı kesilir mi? götüün bedeniyle birlikte şehit olduğu yere gömün"diye adamlarını azarlar.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:11

Van Cami ve Mescitleri


Ulu Cami (Merkez)

Eski Van’da Tebriz Kapı ile İskele Kapı arasında bulunan Van Ulu Camisi’nin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XI.-XII. Yüzyıl eseri olduğu ileri sürülmüştür. Bazı araştırmacılar da XIII.-XIV. yüzyılda yapıldığını belirtmişlerdir.

İlk kez Bachmann’ın yayınladığı plan ve resimlere göre yapının 9 m. çapında mihrap önünde kubbesi olan beş payeli bir yapıdır. İçerisi zengin çini dekorları ile süslü olan bu yapıda İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Oktay Aslanapa 1970–1971 yılında kazı çalışmaları yapmıştır. Bu çalışmalarla karanlıkta kalan noktalar aydınlanmıştır. Buna göre XIV. yüzyılın başlarına tarihlendirilmesinin daha yerinde olacağı anlaşılmıştır. Ayrıca 1571 tarihli Van Vilayeti Evkaf Tahrir Defterinde de bu yapıdan Cami-i Kebir olarak söz edilmiştir. Bazı kaynaklarda yapının Ahlatşah’lardan I.Sökmen (1100–1112), veya II. Sökmen (1128–1185) zamanında yapıldığı ileri sürülmüştür.

Prof. Dr. Oktay Aslanapa’nın yaptığı kazılar sonucunda yapının kesme taş, tuğla ve moloz taştan dikdörtgen planlı olduğu anlaşılmıştır. Duvarların alt kısımlarında kesme taş, üst kısımları ile örtü sistemlerinde, kemerlerde tuğla kullanılmıştır. Cami mihrap önü kubbeli, çok payeli, dikdörtgen planlı camiler grubundandır.

İbadet mekânına kuzey yönüne eklenen Osmanlı dönemine ait bir bölümden girilmektedir. Orijinal giriş kapısı geniş kitabe kuşakları ve kademeli kemerlerin çevrelediği görkemli bir görünümdedir. İç mekânın iki sıra halinde on sütun, mihrap önünde beş kalın payenin taşıdığı kubbeli bir bölüm olduğu anlaşılmıştır. Bu kubbeli bölümün dışında kalan bölümler çapraz tonozlarla örtülmüştür. İbadet mekânı içerisindeki payeler birbirlerinden farklı durumdadır. İç mekânda çok sayıda bezeme elemanlarına, ştuk parçalarına, mukarnaslara, tuğla süslere, bitkisel bezemelere toprak dolgularda rastlanmıştır. Mukarnaslı mihrap cephesinde, mihrabın üzerinde örgülü kufi kitabe kuşağına, plastik bitkisel motiflere rastlanmıştır. Burada yer yer de çini bezemeler ile karşılaşılmıştır. Bunların bir bölümü Van Müzesi’nde bulunmaktadır.

Caminin kuzeybatı köşesinde tuğladan silindirik kalın gövdeli minarenin şerefesinden sonraki bölüm yıkılmıştır. Minare kaidesi üç kademe halinde olup, yukarıya doğru daralmaktadır.


Kızıl Cami (Merkez)

Eski Van’ın doğusunda, Tebriz Kapı Mahallesi’nde, Ulu Cami yakınında bulunmaktadır. Topçuoğlu, Sinaneddin ve Yesir (Esir) Camileri isimleri ile de tanınan bu yapının kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Değişik zamanlarda yapılan onarımlarla da özelliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Buna rağmen minaresine dayanılarak yapının Selçuklu dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır.

Günümüze cami yıkılmış, yalnızca tuğla minare ile buna sonradan eklenen dikdörtgen planlı küçük bir yapı kalıntısı gelebilmiştir. Yıkılan caminin yerine yapılan ikinci cami 1.10-1.40 m. kalınlığında kesme taş duvarlarla örülmüştür. Bu yapıdan da yalnızca son cemaat yerinin kalıntıları günümüze gelebilmiştir. Bu kalıntılara dayanılarak ibadet mekânının ortada kubbe, iki yanda da iki beşik tonozla örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Kıble duvarında ise mihrap nişi ile iki yanındaki birer pencere bulunmaktadır. Bezemeleri döküldüğünden bu konuda bir bilgi edinilememiştir.

Caminin orijinal minaresi taş kare bir kaide üzerine tuğladan silindirik olarak yapılmıştır. Günümüze 14.50 m. lik bir bölümü gelebilen minarenin şerefe ve petek kısımları yıkılmıştır. Yuvarlak gövdenin üzeri tuğladan eşkenar dörtgen ve geometrik motiflerle bezenmiştir. Ayrıca üst kısımlarda kesme tuğlalardan sekiz kollu geçmeler, sekiz ve beş köşeli yıldızlardan oluşan bezemeler yapılmıştır. Bunların kenarları da firuze ve lacivert renkte çinilerle tamamlanmıştır.


Süleyman Han Camisi (Merkez)

Van İç Kalesi’nde bulunan bu caminin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bunu belirten kitabesi bulunmadığından ve kaynaklarda da herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Evliya Çelebi bu caminin Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1534 yılında onarıldığını belirtmiştir.

Kale Mescidi olarak tanınan bu yapı kare planlı küçük bir yapı olup, yalnızca mihrap duvarının bir bölümü ayakta kalabilmiştir. Değişik zamanlarda onarım geçiren bu yapının üzeri toprak damla örtülmüştür.

Minaresi kare kaide üzerinde taştan silindirik gövdeli olup, şerefe korkulukları petek ve külahı yıkılmıştır.


Hüsrev Paşa Camisi (Merkez)

Eski Van’ın Orta Kapı Mahallesi’nde bulunan Hüsrev Paşa yapı topluluğu, cami, medrese, türbe, hamam, aşevi ve misafirhaneden meydana gelmekte idi. Bu yapılardan cami dışındakiler yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Caminin kitabesinden öğrenildiğine göre h. 975 (1567) yılında Van Beylerbeyi Köse Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu caminin Mimar Sinan’ın eserleri arasında ismi geçmektedir. Günümüzde cami ve çevresinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof.Dr.Abdusselam Uluçam tarafından kazı çalışmaları yapılmaktadır.

Cami kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Caminin tromp ve kubbelerinde tuğla kullanılmıştır. Girişinde beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunuyorsa da son cemaat yeri yıkılmıştır. Son cemaat yerinden ibadet mekânına açılan görkemli bir portal bulunmaktadır. Bu kapı üzerinde Farsça mermer zemine altın yaldızla kitabe yazılmıştır.

Caminin ibadet mekânı kare planlı olup, üzeri tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe ağırlığı sekiz sivri kemerin ana duvarlara bağlanması ile taşınmaktadır. Buradaki duvarlar kesme taş kemerler ve kubbe geçişleri de tuğla örgülüdür. İbadet mekânı duvarlardaki ve kubbe kasnağındaki pencerelerle aydınlatılmıştır. Zeminden 2 m. yüksekliğe kadar duvarlar İznik çinileri ile kaplı idi. Bunun üzerindeki duvarlar kalem işleri ile bezelidir. Ancak bu bezeme günümüze ulaşamamıştır. İbadet mekânının duvarları sarı, kırmızı ve siyah renkli taşlarla kuşaklar halinde şeritlere ayrılmıştır. Rusların Van’ı işgali sırasında bu çiniler yerlerinden sökülerek Leningrad Müzesi’ne götürülmüştür. Bunun yanı sıra ahşap minberi ile girişteki mahfiller de günümüze gelememiştir.

Mihrap duvarında yer alan mihrap kalker taşından yapılmış olup, çevresi altı kollu yıldız ve geometrik motiflerle çerçeve içerisine alınmıştır. Mihrap üstü mukarnaslı idi. Ancak mihrap 1992 yılında define avcıları tarafından tahrip edilmiştir.

Caminin kuzeybatı köşesinde bulunan minare iki renkli taşlardan yapılmıştır. Kare kaide üzerinde yuvarlak gövdeli olup, mukarnaslı şerefesi ve korkuluk levhaları ile birlikte petek kısmı yıkılmıştır.


Kaya Çelebi Camisi (Merkez)

Eski Van’ın Orta Kapı Mahallesi’nde bulunan Kaya Çelebi Camisi, vakfiyesinden öğrenildiğine göre Kaya Çelebizade Koçi Bey tarafından 1660 tarihinde yapımına başlanmış, Koçi Bey’in öldürülmesi üzerine de Cem Dedemoğlu Mehmet Bey tarafından 1662’de tamamlanmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1993 yılında restore edilmiştir.

Cami iki renkli kesme taştan kare planlı olarak yapılmıştır. Üzeri tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Kuzeyinde beş bölüm halinde son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinden ibadet mekânına giriş kapısı ve yanındaki pencereler bitkisel ve geometrik motiflerle bezelidir.

İbadet mekânı değişik formlarda pencerelerle aydınlatılmıştır. Giriş ekseninde bulunan mihrap kalker taşından yapılmış ve mukarnaslı bir bordürle çevrelenmiştir. Mukarnaslı olarak sonuçlanan mihrap geometrik ve bitkisel bezemelidir.

Caminin kuzeybatı köşesindeki minaresi kare kaide üzerinde tek şerefeli ve silindirik gövdelidir. Bu yapı Eski Van’da ibadete açık olan tek camidir.


Horhor Camisi (Merkez)

Eski Van’ın Horhor semtinde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVIII. yapıldığı sanılmaktadır.

Kesme taştan yapılmış olan cami dikdörtgen planlıdır. Ancak caminin güney ve doğu duvarları günümüze gelmiş diğer bölümleri yıkılmıştır. Giriş eksenindeki mihrap taştan, dışarıya taşkın olup, içerisi istiridye ve bitkisel motiflerle bezelidir. Mukarnaslı mihrabın üzerinde kök boyalarla yapılmış kalem işi bezemeleri bulunmaktadır.


Abbasağa Camisi (Merkez)

Eski Van'ın kuzeybatısında, Horhor Camisi ile Ulu Cami arasında bulunan Abbasağa Camisi’nin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVIII.-XIX. yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır.

Kesme taştan yapılmış olan cami dikdörtgen planlıdır. Duvarların üst kısımları kerpiçle örülmüştür. Üst örtüsü yıkılmış, ancak düz toprak damlı olduğu sanılmaktadır. Giriş eksenindeki mihrap nişi yarım daire şeklindedir. Cami içerisinde herhangi bir bezemeye rastlanmamıştır.


Hamurkesen Camisi (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi Hamurkesen Köyü’nde, kalenin doğusunda bulunan bu cami kitabesinden öğrenildiğine göre Seyyid Muhammed tarafından 1710 yılında yaptırılmıştır.

Kesme taştan kare planlı olarak yapılan caminin üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Kuzey yönündeki taç kapısı kesme taştan olup, geometrik bezeme ve silmelerle çerçeve içerisine alınmıştır. Cami içerisinde herhangi bir bezeme elemanına rastlanmamıştır.

Mihrap nişi yarım yuvarlak bir niş şeklindedir.





Kale Camisi (Başkale)

Van ili Başkale ilçesi Örenkale (Pizan) Köyü’nde Dış Kale’nin batı yamacında bulunan kalenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kitabesi günümüze gelememiştir. Bu cami kale ile bağlantılı olup, günümüze yalnızca batı duvarının bir bölümü ile bir penceresi gelebilmiştir.

Caminin güneybatı köşesindeki burç minare olarak kullanılmıştır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:11

Van Türbe ve Kümbetleri


Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra yörede Türk egemenliği başlamış ve bunun sonucu olarak da Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait yapıların yanı sıra kümbet ve türbeler de onlara eklenmiştir. XIV.-XIX. yüzyıllar arasına tarihlenen bu mezar anıtları Eski Van’da, Gevaş’ta, Hoşap’ta (Güzelsu), Muradiye’de, Başkale’de ve Erciş’te bulunmaktadır.


Hüsrev Paşa Kümbeti (Merkez)

Eski Van’da Hüsrev Paşa Camisi’nin güneyinde bulunan bu türbe Hüsrev Paşa’ya aittir. Hüsrev Paşa’nın 1583 yılında bu yörede valilik yaptığı dikkate alınacak olunursa türbenin de XVI. yüzyılın sonlarına ait olduğu açıkça anlatılmaktadır.

Türbe düzgün kesme taştan kare kaide üzerine altıgen planlı olup, üzeri piramidal taş bir külah ile örtülmüştür. Van’daki Osmanlı dönemi türbelerinden olan bu yapıda Selçuklu mimari yapısı ile Osmanlı bezemesi bir araya kaynaştırılmış ve kendine özgü bir yapı ortaya konmuştur. Ancak kuzeydoğudaki giriş kapısı önündeki iki sütunlu kubbeli bölüm günümüze gelememiştir. Yapıda Osmanlı dönemi geometrik ve bitkisel motifleri dış cephede kullanılmıştır.


İkiz Kümbetler (Merkez)

Eski Van’ın sur duvarları dışında, Kaya Çelebi Camisi’nin güneybatısında, Ortakapı Mezarlığı’nın bir ucunda bulunan, birbirinin benzeri olan bu iki kümbetin kime ait olduğu bilinmemektedir. Bunu belirten bir kitabe veya kayda da rastlanmamıştır. Bununla beraber, kesin olmamakla birlikte Van Beylerbeyi Teymur Paşa ile kardeşi Ahmet Paşa’ya ait oldukları söylenmektedir. Yapı üslubundan XVIII. yüzyılda yapıldıkları anlaşılmaktadır.

İkiz kümbetler kesme taştan sekizgen planlı olarak baldaken tarzında, etrafı açık olarak yapılmışlardır. Birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlı sekiz sütun konik birer taş külahı taşımaktadır. İkiz kümbetler Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.




Hacı Abdurrahman Baba Kümbeti (Merkez)

Van il merkezinde Van kalesi’nin kuzeydoğu köşesinde Hacı Abdurrahman Baba Camisi’nin kuzeydoğu köşesinde bulunan bu kümbetin XIX. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Kitabesi günümüze gelememiştir.

Kümbet düzgün kesme taştan tek katlı, sekizgen gövdeli olup, üzeri piramidal bir külah ile örtülmüştür. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan restorasyon sırasında orijinalliğinden kısmen uzaklaşmıştır.


Galip Paşa Kümbeti (Merkez)

Van il merkezinde Van Kalesi’nin kuzeydoğusunda Hacı Abdurrahman Baba Kümbeti’nin yakınında bulunan bu kümbetin XIX. yüzyılın ilk yarısında Van Valisi Galip Baba adına yaptırıldığı sanılmaktadır.

Kümbet düzgün kesme taştan sekizgen gövdeli olup, üzeri piramidal bir külah ile örtülmüştür. Mimari yönden fazla bir özellik taşımamaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.


Örenkale (Pizan) Kümbetleri (Başkale)

Van ili Başkale ilçesi Örenkale Köyü’nün dışındaki bir yamaçta yan yana iki kümbet bulunmaktadır. Bu kümbetlerin kitabeleri günümüze gelemediği gibi, kaynaklarda da bunlarla ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu bakımdan kime ait olduklarından bilinmemektedir.

Kesme taştan yapılmış olan bu kümbetlerin mimari yapılarına dayanılarak XVII. Yüzyılın ikinci yarısında veya XVIII. yüzyılın başlarında yapıldıkları sanılmaktadır. Kare planlı ve küçük ölçüde olan kümbetlerin üzeri içten kubbe, dıştan piramidal bir külah ile örtülüdür. Kümbetler mimari özelliklerini tümü ile yitirmişlerdir.


Anonim (İsimsiz) Kümbet (Erciş)

Van ili Erciş ilçesinde, Erciş-Patnos karayolunun 5. km. sinde, Zortul Köyü yakınında düz bir arazi içerisinde bulunan bu kümbetin kime ait olduğu bilinmemektedir. Yapı üslubundan Karakoyunlular döneminde, XV. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kümbet tek renkli düzgün kesme taştan onikigen gövdeli olarak yapılmıştır. İki katlı olan yapının üzeri onikigen taş bir külahla örtülmüştür. Kümbetin altında kare planlı mumyalık kısmı bulunmakta, buradan köşe pahları ile onikigen gövdeye geçilmektedir. Kümbetin çevresi dikdörtgen çerçeveler içerisinde yuvarlak sağır nişlere bölünmüş ve bunların üzerine Selçuklu üslubunda oldukça zengin bitkisel ve geometrik motifler yapılmıştır.

Kümbete kuzey yönündeki dikdörtgen bir niş içerisinde, yine dikdörtgen bir kapıdan girilmektedir. Bu girişteki geometrik motifler dikkati çekmektedir. Bitkisel ve geometrik motiflerin arasında çift başlı kartal ve grifon figürleri bulunmaktadır. Kümbetin külaha yakın kısmında bir yazı frizi çepeçevre dolaşmaktadır.

Kümbet Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1990’lı yıllarda restore edilmiştir.


Kadem Paşa Hatun Kümbeti (Erciş)

Van ili Erciş ilçesinde, Erciş-Van karayolunun çıkışında bulunan bu kümbet kitabesinden öğrenildiğine göre Karakoyunlulardan Cihan Şah zamanında, Emir Rüstem Bey tarafından h.863 (1458) yılında, annesi Kadem Paşa Hatun ve Emir Yar Ali, Şah Mustafa, Şah Sevik, Şah Ali için yaptırılmıştır.

Kümbet tek renkli düzgün kesme taştan kare kaide üzerine onikigen gövdeli olarak yaptırılmıştır. Kümbetin altında merdivenle inilen mumyalık kısmı bulunmaktadır. Kuzey yönündeki sivri kemerli bir kapı ile kümbetin içerisine girilmektedir. Gövdede dikdörtgen pencereler ve bunların arasında da üçgen şeklinde nişler bulunmaktadır. Üzeri konik taş bir külah ile örtülmüştür.

Kümbetin dış cephesi çeşitli bitkisel, geometrik motifler ve rozetlerle bezenmiş olup, XV. yüzyıl taş işçiliğini yansıtmaktadır. Günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.


Celme (Halime) Hatun Kümbeti (Gevaş)

Van ili Gevaş ilçesine 2 km. uzaklıkta, Van Gölü kenarında mezarlık içerisinde bulunan bu kümbeti ilk kez XIX. yüzyılın başlarında gezginlerin dikkatini çekmiş, W.Bachmann yapıyı incelemiştir. Bunun ardından Prof.Dr. Oktay Aslanapa ve M.Oluş Arık kümbeti yayınlamıştır.

Kümbetin güney yönündeki pencere altındaki silmede Ahlatlı Pehlivan Havetoğlu Esed tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Bu ustanın Ahlat Meydan Mezarlığı ile Taht-ı Süleyman Mezarlığı’ndaki mezarlarda da ismine rastlanmaktadır. Bu mezarlıklardaki mezar taşları üzerinde 1317–1327 tarihleri bulunmaktadır.

Kümbet kübik bir kaide üzerine onikigen planlı olarak yapılmış, üzeri de konik bir çatı ile örtülmüştür. Kaideden gövdeye pahlarla geçilmiştir. Türbenin dışı ve her köşedeki pencereleri üçgen profilli, ince uzun dikdörtgen nişler halindedir. Bu nişler Bursa kemerli olarak son bulmaktadır. Bunlardan doğu, batı ve güney cephelerdeki nişlerin içerisine birer pencere açılmıştır. Giriş kapısı oldukça gösterişli olup silmeli, mukarnaslı bir niş içerisinde bulunmaktadır. Türbenin giriş kapısı üzerinde Arapça bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

“Melik İzeddin, vefat eden Celme Hatun adına bu türbenin yapılmasını h.736 (1335) yılının Muharrem ayında emretti.”

Bu kitabede ismi geçen Melik İzeddin ile ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır. Ancak Prof.Dr.Oktay Aslanapa bu tarihlerde Celayirli’lerin yöreye hakim olduklarını belirtmiş ve bu kişinin Karakoyunlu beylerinden biri olabileceğini ileri sürmüştür. Bu kümbetin kitabesindeki ismin okunmasında bazı noktalar dikkate alındığında Halime ismi ile Celme isminin karıştığı da açıkça görülmektedir. Bununla beraber halk arasında bu kümbet Halime Hatun Kümbeti olarak da tanınmıştır.

Kümbetin cephelerine yazı taklidi geçmeler ve bitkisel motiflerden ibaret bezemelerle görkemli bir görünüm verilmiştir. Ayrıca kümbetin saçak altına bitkisel motifli iki şerit arasına Kuran’dan alınma ayetler yazılmıştır.

Kümbetin altında mumyalık kısmı bulunmakta olup, bu kısmın üzeri manastır tonozu ile örtülmüştür. Ancak mumyalığın içerisinde bulunan mezarlardan hiçbir iz günümüze gelememiştir.


Hasan Bey Kümbeti (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesinde, Van-Hakkâri karayolunun Hoşap girişinin kuzeyinde mezarlık içerisinde bulunan bu kümbetin güneybatı köşesinde Hasan Bey Medresesi bulunmaktadır. Türbenin ve medresenin Osmanlı yönetimine bağlı olarak yörede hüküm sürmüş olan Mahmudi Beylerinden Hasan Bey için oğlu Şir (Aslan) Bey tarafından 1585 yılında yaptırılmıştır.

Medresenin güneybatısında, mescit duvarına bitişik olan türbe dışarıya doğru 2.70 m. çıkıntı yapmaktadır. Güney ve batı duvarları medrese ile birleşen türbe kesme taştan 8.32x8.32 m. ölçüsünde kare planlı bir yapı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Türbeye medrese avlusunun doğusunda kuzey köşeye yakın, dikdörtgen bir kapıdan girilmektedir. Bu giriş 1.25 m. derinliğinde bir eyvan şeklindedir. Oldukça kalın duvarlı türbede kubbeye geçiş Türk üçgenleri ile sağlanmıştır. İçerideki kemerler iki renkli kesme taştan yapılmıştır.

Türbenin güney ve batı cephesinin ortasına dikdörtgen söveli pencereler sivri kemerli nişler içerisine alınmıştır. Bu nişlerin içerisi geometrik bezemelerle doldurulmuştur. Günümüze kısmen iyi bir durumda gelebilmiştir.


Süleyman Bey Kümbeti (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi Van-Hakkâri karayolunun Hoşap çıkışında Gevirhan Mezarlığının güneydoğusunda yer almaktadır. Bu kümbetin kime ait olduğunu belirten bir kitabeye veya belgeye rastlanmamıştır.

Yöredeki yapıları araştıran Y.Mimar Prof.Dr. Orhan Tuncer, bu kümbetin Süleyman Bey adına XVII. Yüzyılın üçüncü çeyreğinde yapılmış olabileceğini ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra Sultan IV. Murat’ın İran seferi sırasında yörede Mahmudi Beyliği’ninin başında Zeynel Bey bulunuyordu. Ali Bey’in ismine ise kaynaklarda rastlanmamaktadır. Bu da kümbetin Ali Bey’e değil Süleyman Bey’e ait olduğu iddiasını kuvvetlendirmektedir. Süleyman Bey’in 1643 yılında buradaki kaleyi yaptırdığı göz önüne alınacak olursa, bu kümbetin de Ona ait olması kuvvetle muhtemeldir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Dr.Osman Aytekin de kümbetin Süleyman Bey’e ait olduğunu belirtmiştir.

Kümbet arazi konumundan ötürü kuzeyden yükseltilmiş bir kaide üzerine oturtulmuştur. Kesme taştan yapılan kümbet 6.25x6.25 m. ölçüsünde kare planlı bir kaide üzerindedir. Bu kaideden köşe pahları ile dıştan sekizgen, içeriden daire şeklinde gövdeye geçilmektedir. Tek katlı olarak yapılan türbenin kuzey cephesinde giriş kapısı, doğu, batı ve güney cephelerinde de birer dikdörtgen pencere bulunmaktadır.

Giriş kapısı içten mukarnaslı, dıştan da U şeklinde geometrik süslemeli bir bordürle çepeçevre kuşatılmıştır. Ayrıca bu bordür üzerinde düğüm motifleri, sekizgen yıldızlar ve gülbezekler de görülmektedir. Bu frizin üzerinde sivri kemerli bir alınlık bulunmaktadır. Alınlığın üzerinde, mukarnaslı bir çerçeve içerisinde kitabelik yeri varsa da kitabe yeri boş bırakılmıştır.

Kümbet uzun süre kendi haline bırakılmış olup, restorasyon çalışmaları devam etmektedir.


Kübik Köyü Kümbetleri (Muradiye)

Van ili Muradiye ilçesi Kübik Köyü’nün 3 km. uzağındaki mezarlık içerisinde bulunan bu kümbetlerin kitabeleri bulunmadığından ve kaynaklarda da onlarla ilgili bilgiye rastlanmadıklarından kime ait oldukları bilinmemektedir. Yapı üsluplarından XVII. Yüzyılın ikinci yarısında yapıldıkları sanılmaktadır.

Bu kümbetler birbirlerine çok yakın olup, kuzeydeki kümbet sekizgen, güneydeki ise dokuzgen cephelidir. Ancak kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin her ikisi de orijinalliklerinden uzaklaşmıştır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:11

Van Köprüleri


Hoşap (Evliya Bey) Köprüsü (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesinde, Van-Hakkari karayolunda, Hoşap Suyu üzerinde bulunan bu köprünün üzerindeki kitabelerden öğrenildiğine göre h.1082 (1671) yılında Hoşap Beylerinden Evliya Bey tarafından yaptırılmıştır. Köprünün mansap tarafındaki kemer gözleri arasında Türkçe, Arapça ve Farsça olarak yedişer satır halinde, sülüs yazılı iki kitabe bulunmaktadır. Kitabelerin mealen anlamları şöyledir:

“Halid nesiinden Zeynel oğlu Evliya
Dosdoğru bir yol yaptı
Evliyaya emir vardı ezelden
Allah'dan başka ilah olmadığına şahadet ederim
Yollar tertip üzere yapıtsın diye
İnşa tarihin! bir eksik dedi.
Hazihu cisrun benaha Evliya 1082”.

“Zeynel evlatlarından Emir Evliya
Bu köprüyü böyle benzersiz yaptı
Ve yine Hz.Muhammed’in Allah'ın resulü olduğuna şahadet ederim.
Köprüyü Zeynel oğlu Evliya yaptırdı.
Melek semada onun tarihi için
Onun için dedi: Cae Hayrun Kebir 1082”.

Kuzey-güney yönünde uzanan bu köprü kesme taştan yapılmış olup, üç gözden meydana gelmiştir. Bu gözlerden ortadaki diğerlerine göre daha büyük tutulmuştur. Köprü 32.00 m. uzunluğunda, 5.10 m. genişliğinde olup, en büyük kemer açıklığı 7.50 m. dir. Köprüde açık ve koyu olmak üzere iki ayrı türde taş kullanılmıştır. Köprünün memba tarafı daha sade bir görünüşte olmasına rağmen diğer tarafta üçgen prizma şeklinde selyaranlar vardır. Bu selyaranlar üzerinde daha sonra kapatılmış olan küçük pencereler bulunmaktadır. Bu pencereler köprü içerisindeki odacıkların varlığını göstermektedir.

Köprü günümüze iyi bir durumda gelmiş olup, halen kullanılmaktadır.


Bend-i Mahi Köprüsü (Erciş)

Van ili Erciş ilçesinde, Eski Erciş-Muradiye kavşağında, Bend-i Mahi Çayı üzerinde bulunan bu köprünün kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak köprünün yapımında kullanılan devşirme taşlar arasında 1241 tarihli yazılı bir taş bulunmuştur. Buna dayanılarak ve köprünün mimari yapısı da göz önüne alınınca XIII. Yüzyılda, Selçuklular tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Anadolu’da günümüze gelen en eski Selçuklu köprülerinden biri olan bu yapı çeşitli dönemlerde yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

Yapımında kesme ve moloz taşların yanı sıra devşirme parçalara da yer verilmiştir. Köprünün uzunluğu 62 m. dir. Sivri kemerli iki gözden meydana gelmiştir. Köprü kemerlerinde ve iki kemer arasında iki renkli düzgün kesme taş kaplamalar kullanılmıştır. Bunlar orijinal olarak günümüze kadar gelebilmiştir. Bunun dışındaki moloz taş bölümler daha geç dönemlerde buraya eklenmiştir.

Günümüzde köprünün yakınında yeni asfalt yolu yapılmasından sonra kendi haline terk edilmiştir.


Hurkan Köprüsü (Çatak)

Van ili Çatak ilçesi yakınlarında, Narlı-Çatak yol ayrımında, Çatak Suyu üzerinde bulunan bu köprünün ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVII.-XVIII yüzyıllarda, Osmanlı döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Köprü 1988 yılında onarılmış ve iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir.

Kesme ve moloz taştan yapılmış olan köprü, kuzeydoğu-güneybatı yönünde hafif sivri kemerli, tek gözlü olarak uzanmaktadır. Taş örgünün yanı sıra tuğlaya da geniş yer verilmiştir. Onarım sonrası günümüze gelebilen tuğla bölümler orijinaldir. Köprünün korkulukları Ahlat taşından yapılmış olup, kemer gözü ile korkuluk arasındaki duvarlar moloz taşlardan yapılmıştır.

Köprünün kuzeydoğu tarafında küçük bir odacık bulunmaktadır. Sığınma odacığı olarak nitelenen bu bölüm günümüze iyi durumda gelebilmiştir. Köprü halen kullanılmaktadır.


Zeril Köprüsü (Çatak)

Van ili Çatak ilçe merkezine 10 km. uzaklıkta bulunan bu köprü Zeril Suyu üzerindedir. Derin bir vadi içerisindeki köprünün kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi bilinmemektedir. Büyük olasılıkla da Hurkan Köprüsü ile birlikte XVII.-XVIII yüzyıllarda, Osmanlı döneminde yapıldığı sanılmaktadır.

Köprü kesme taştan tek gözlüdür. Vadi içerisinde olduğundan da dik kemerin iki yanına doğru alçalmaktadır. Yapımında kısmen Ahlat taşı ile kaplanmış, 1988 yılında onarılmış ve yalnızca Ahlat taşı ile kaplanan beden duvarları ile korkulukları günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:12

Van Kilise ve Manastırları


Akdamar (Kutsal Haç) Kilisesi (Gevaş)

Van ili Gevaş ilçesinde, Akdamar Adası’nda bulunan bu kilise kıyıdan 4 km. uzaktadır. Din adamı yetiştirmek amacıyla ıssız yerlerde kurulan manastırlardan biri olan bu yapıyı Vaspurakan Kralı I.Gagik 915–921 yıllarında yaptırmıştır. Mimarı Manuel isimli bir Ermeni’dir.

Vaspuragan Krallığı 1021 yılında ortadan kalktıktan sonra bu kilise 113’te manastıra çevrilmiş, 1895 yılına kadar da yöredeki Ermeni Patrikliğinin merkezi olmuştur. Manastır 1462 yılında yenilenmiş, 1703 depreminde zarar görmüş, 1712–1720 tarihleri arasında yeniden onarılmıştır. Manastırın kuzeydoğusuna şapel 1296 yılında, batısındaki jamatun ise 1763 yılında eklenmiştir.

Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen bir alan üzerindedir. Kırmızı renkte kesme tüf taşından yapılmış olan küçük ölçüdeki kilise dört yonca yaprağı planında olup, açık Yunan haçı şeklindedir. Naosun ortasında yüksek kasnaklı bir piramidal bir kubbe bulunmaktadır. Haçın kolları çapraz ve aynalı tonoz örtülüdür. Kilisenin doğu yönündeki apsis beş köşeli olup, iki yanında diakonikon ve prothesis hücreleri bulunmaktadır. Kilisenin kavsaralı girişleri batı ve kuzey yönündedir. Batı cephesindeki dışa çıkıntılı olan girişin üzeri çan kulesi olarak düzenlenmiştir. Bu çan kulesi XVIII. yüzyılda yenilenmiştir.

Kilisenin dışı İncil ve Tevrat’tan alınma dini konuları yansıtan taş kabartmalarla bezenmiştir. Bu kabartmalarda günlük yaşamdan, saray yaşamından bölümler olduğu gibi av sahnelerine de yer verilmiştir. İnsan ve hayvan figürlerinin tasvir edildiği bu sahnelerde Orta Asya Türk sanatının, IX.-X. yüzyılın Abbasi etkileri de hissedilmektedir.

Kilisenin içerisi bütünüyle dini konulu fresklerle bezenmiştir. Günümüzde oldukça harap durumda olan bu bezemelerde İncil ve Tevrat’tan alınma sahnelere ağırlık verilmiştir. Bunların arasında kucağında Hz. İsa’yı tutan Hz. Meryem, Âdem ile Havva’nın Cennetten kovulması, Hıristiyan Azizleri, kiliseye hizmeti geçen kişiler, Hz. Davut ile K Goliat'ın mücadelesi, Samson ile Filistinli ikilisi, üç İbrani genci, Aslan inindeki Daniel ile ilgili sahneler görülmektedir. Ayrıca kilisenin batı cephesinde Kral Gagik’i kilisenin maketini sunma sahnesi, İncil yazarları tasvir edilmiştir. Kilisenin doğu cephesinde de asma yaprakları içerisinde Abbasi Halifesi Muktedir bağdaş kurarak oturmuş, bir elinde kadeh diğer elinde de üzüm salkımı tutar vaziyette tasvir edilmiştir. Bunların dışında asma yaprakları arasında zengin hayvan ve insan figürleri de görülmektedir.


St.Georges Kilisesi (Merkez)

Van ili Merkez ilçeye bağlı Yaylıyaka Köyü yakınlarında, kıyıdan 2 km. uzaklıktaki Adır Adası’nın güneyinde bulunan bu manastır ve kilise XI. Yüzyılda yapılmıştır. Manastır şapel, papaz okulu, keşiş hücreleri, misafirhane ve kendisine özel bir limandan meydana geliyordu. Bu yapılardan yalnızca 1766’da kiliseye eklenen jamatun günümüze gelebilmiştir.

Kesme taştan yapılan bu yapı Akdamar Kilisesi’ne göre daha sade bir görünümde olup, taş kaplamalar arasında dolgu duvar tekniğine yer verilmiştir. Günümüze gelebilen jamatun’un üzeri dokuz küçük kubbe ile örtülmüştür. Kare planlı olan bu yapıda taş süslemeye yer verilmemiştir. İç mekândaki freskolar ise tamamen dökülmüştür. İç mekândaki taşlar arasında daha önceki dönemlere ait mezar taşları da görülmektedir.


Çarpanak (Ktuc Manastır) Kilisesi (Merkez)

Van ili Merkez ilçesi Dibekdüzü Köyü’nde, Çarpanak Adası kara ile bağlantılı iken göl sularının yükselmesi ile bağımsız bir ada konumuna gelmiştir. Bu adada bulunan Ktuc, Dörtlü Koruyucu adına yapılan bu manastır IX. Yüzyıla tarihlendirilmektedir. Manastır XV. yüzyıla kadar dini hizmet vermiştir. Manastırdaki kilisenin kitabesinden öğrenildiğine göre; usta Etienne Falak ve keşiş mimar Gregoire tarafından 1462 yılında yeni baştan yapılmıştır. Bu kitabelerde kilisenin St.Jean anısına yapıldığı da yazılıdır. Kilise 1712–1720 yıllarında mimar Koçbar tarafından yenilenmiştir.

XIX. yüzyılda Rus işgali ve Ermeni olayları nedeniyle kilise Osmanlı karşıtı hareketin merkezi olmuştur. Bundan sonra 1918 yılına kadar kullanılmıştır.

Günümüze kilise ile ona bitişik olan şapel sağlam bir durumda gelebilmiştir. Onun dışındaki manastıra ait yapılar yıkılmıştır.

Kilise kesme taştan yapılmış olup, dikdörtgen bir alanda açık Yunan haçı plan düzenindedir. Naosun ortası iki ayak ve doğudan apsis duvarlarına bağlantı sağlayan kemerlerin taşıdığı iki kubbe ile örtülmüştür. Naostaki kubbe dıştan yüksek kasnaklı, konik bir külah ile örtülüdür. Diğer kubbe girişte yer alıp içten kaburga ve tonozlu bir yapıya sahiptir. Kilisenin apsisi oldukça derin ve beş köşeli olup, iki yanında diakonikon ve protesis hücreleri bulunmaktadır.

Kilisenin batısındaki jamatun dokuz bölümlü olup, üzeri dokuz ayrı tonozla örtülmüştür. Giriş kapısının üzeri çan kulesi olarak düşünülmüştür. Bu bölüm iki renkli düzgün kesme taşlardan örülmüş ve cepheye hareketli bir görünüm kazandırmıştır. İç mekândaki fresklerin büyük bir kısmı dökülmüştür. Doğu cephesi ile kubbe kasnağında çok sayıda Ermenice yazılı kitabeler bulunmaktadır.


St. Bartholomeus Kilisesi (Başkale)

Van ili Başkale ilçesine bağlı Albayrak Köyü’nde bulunan bu kilise Büyük Zap Vadisi’ne bakan bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kitabesi günümüze gelememekle beraber yapı üslubundan XIII.-XIV. yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Kilise 1647–1655, 1760 ve 1877 yıllarında onarılmış olup, günümüze gelen yapı XIX. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.

Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen bir alan üzerindedir. Düzgün kesme taştan yapılan kilisenin anıtsal girişi batı yönündedir. Sivri kemerli alınlıklı portal dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış ve köşe sütunları ile de sınırlandırılmıştır. Portal girintisinin alınlığında iki süvarinin birbirleri ile mücadelesi kabartma olarak yapılmıştır. Bunun üzerindeki alınlıkta da Tanrı ve Melek tasvirleri bulunmaktadır. Buradaki Tanrı altı meleğin taşıdığı bir taht üzerinde oturur konumdadır. Tanrı’nın omuzlarında güvercinler, ayakları altında da arslan figürleri bulunmaktadır. Buradan içerisine girilen jamaton karşılıklı dört kemerin taşıdığı çapraz tonozlarla örtülmüştür. Günümüze bu üst örtüden yalnızca kemerler gelmiş onun dışındaki tonozlar yıkılmıştır.

Jamaton’dan bir kapı ile girilen naos merkezi kubbeli ve haç planlıdır. Buradaki yüksek kasnak üzerine oturtulmuş merkezi kubbe ile haçın kollarını örten tonozlar yıkılmıştır. Bu kilise ile ilgili eski resimlerden yüksek kasnaklı kubbenin konik külahlı olduğu anlaşılmaktadır.

Kilise girişinde, özellikle batı cephesinde figürlü plastik kabarmalara rastlanmaktadır.


Soradir Kilisesi (Başkale)

Van ili Başkale ilçesi, Yanal Köyü’nde bulunan bu kilise St.Ejmiacin adına yapılmıştır. XVII.-IX. Yüzyıllara tarihlendirilen kilisenin kitabesi günümüze gelememiştir.

Kilise hafif kırmızımtırak düzgün kesme taştan dört yonca yaprağı plan düzenindedir. Kilisenin doğu ve batı kolları oldukça uzun tutulmuş, orta mekân karşılıklı ikişer kemerin birbirleri ile kesişmesinden meydana gelmiş kaburgalı yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin üzerine oturduğu kasnak köşeleri pahlanmış kare biçimindedir. Doğu yönündeki apsis dışarıya doğru çıkıntılıdır.


Varagavank (Yedi Kilise) Manastırı (Merkez)

Van ili merkezine 10 km. uzaklıktaki Yukarı Bakraçlı Köyü’nde, Erek (Varag) Dağı eteklerinde bulunan, yörenin en zengin manastırı yedi ayrı kiliseden (Azize Sophia Kilisesi, Aziz Yahya Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi, Aziz Kevork Jamatunu, Kutsal Seal Şapeli, Kutsal Haç Kilisesi, Aziz Sion Kilisesi) meydana gelmiştir. Bu yapılar değişik zamanlarda manastıra eklenmiştir. Manastırı Vaspurakan Kralı Senekerim-Hovhannes (1003–1022) yaptırmıştır. Bazı kaynaklara göre de bu manastırdan önce burada daha başka dini yapılar bulunuyordu.

Ermeni kaynaklarından öğrenildiğine göre; III. Yüzyılın sonlarında Azize Gayene ve Hripsime Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haçın bir parçasını buraya getirmişlerdir. Söylentiye göre haçın bu parçası bir keşiş tarafından Varag Dağı’nda bulunmuş ve Varagavank Manastırı’na götürülmüştür. VII. Yüzyıldan sonra da bu haç parçası kaybolmuştur. Karal Serekerim’in bu manastırı genişleterek yenilemesi de bu haça bağlanmaktadır. Bir başka söylentiye göre de Senekerim bu haç parçasını Sivas’ın dışındaki Surp Nişan Ermeni Manastırı’na götürmüştür. Senekerim’in ölümünden sonra haçın parçası Varagavank Manastırı’na geri getirilmiş ve Eski Van’daki Surp Nişan Kilisesi’nde korunmuştur. Van’ın 1915 yılında Rus ve Ermeni işgali sırasında haç parçası kaybolmuştur.

Varagavank Manastırı’nın en eski kilisesi St.Sophia Kilisesi’dir. Güneyde bulunan bu kiliseyi Senekerim’in eşi Khoşuş 981 yılında yaptırmıştır. Kubbeli, yonca planlı olan bu kilise 1648 depreminde çökmüştür. Günümüze yalnızca apsisi gelebilmiştir. İkinci kilise St.Sophia Kilisesi’nin kuzey duvarına Aziz Yuhanna Kilisesi eklenmiştir. Bu kilise üç apsitli, üzeri kubbeli bir yapı idi. 1915 yılına kadar ayakta olan kilise yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Bu iki kilise de manastırın birinci grup kiliseleri olarak isimlendirilmiştir.

Manastırın ikinci grubunda ana kiliseyi Kutsal Meryem adına 1003–1021 yıllarında yapılan kilise oluşturmaktadır. Bu kilisenin Senekerim tarafından yaptırıldığı sanılmakta olup, 1648 depreminde zarar görmüş ve daha sonraki yıllarda da onarılmıştır.

Ermeni mimarisinde Azize Hripsime Tipi olarak isimlendirilen bu kilise kaba moloz taştan yapılmıştır. Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen bir araziye yapılan kilise, dört yonca yaprağı plan tipindedir. Yonca planlı mekânın ortasına konik bir kubbe yerleştirilmişse de bu bölüm günümüze gelememiştir. İç mekân dört yöne açılan yarım daire şeklindeki nişler ve onların köşesine yerleştirilen odalardan meydana gelmiştir. Batı cephesinin ortasında girişi olan bölüm daha sonra yapılan büyük bir hol (jamatun) ile kapatılmıştır. Jamatunun kapısı üzerindeki bir kitabeden bu bölümün Mimar Tiratur tarafından 1648 yılında yapıldığı öğrenilmektedir. Büyük olasılıkla eski bir yapının üzerine yapılan bu bölüm 14.00x14.00 m. ölçüsünde kesme taştan kare planlı olarak yapılmış ve içerisi dokuz sahna ayrılmıştır. Bunlardan orta sahnın üzeri yüksek bir kubbe ile örtülmüştür. Buradan kiliseye geçiş kapısı Ermeni ve Selçuklu motiflerinin karışımından oluşmuş bezemelerle kaplı idi.

Kilisenin naosu üzerini kubbe örtmekte olup, tuğladan olan bu kubbenin içeriden silindirik, dışarıdan da onikigen olduğu sanılmaktadır. Kilise çeşitli silme ve bordürlerle kademeli olarak çevrelenmiştir. Ayrıca zengin bir taş işçiliği de burada görülmektedir. Dış cephedeki bezemeler arasında mukarnaslar, Rumiler, haç motifleri ve silmeler dikkati çekmektedir. Mermer giriş tuğla örgüler ve nişlerde iki renkli taşlara yer verilmiş ve içerisi fresklerle kaplanmıştır. Ancak bunların büyük bir kısmı dökülmüş günümüze ulaşamamıştır.

Jamatunun içerisinde Azize Hripsime, Azize Gayane, baş melek Mikael ve Cebrail başta olmak üzere diğer dini kişilerin freskleri bulunuyordu. Jamatonun bölümleri sivri kemerlerle birbirlerinden ayrılmış olup, her biri ayrı ayrı kubbelerle örtülmüştür.

Manastırın ikinci grubu yapılarından olan St.Seal Şapeli Kutsal Meryem Ana Kilisesi’nin kuzeybatısında ve ona bitişik olarak yapılmıştır. Meryem Ana Kilisesi’nden bir koridorla bu kiliseye geçilmektedir. Jamatunun kuzey duvarına doğu-batı doğrultusunda Kutsal Haç Kilisesi 1817 yılında eklenmiştir. Bu yapı tek neflidir ve bir süre manastırın kütüphanesi olarak kullanılmıştır. Bazı kaynaklarda bu yapıdan Aziz Sion Kilisesi olarak söz edilmiştir.

Kutsal Meryem Ana Kilisesi’nin jamatonunun güney duvarına St.Sion Kilisesi 1849 yılında eklenmiştir. İki sıra tuğla, bir sıra taş örgü duvarlı bu kilise dikdörtgen planlı ve tek neflidir. Üzeri doğu-batı doğrultusunda beşik bir tonozla örtülmüştür. Apsis yarım yuvarlak olup, duvar içerisindedir. Kilisenin batısına eklenen çan kulesi üç gözlü bir revak üzerine oturmuştur. Ancak kule yıkılmış, yalnızca iki sütunu günümüze gelebilmiştir.


Van ve ilçelerinde bunlardan başka günümüze ulaşabilen kilise ve manastırların başlıcaları; Eski Van'da Çifte Kilise; Erciş'te Salmanağa Kilisesi; Çatak Elmalı Kilisesi ile Ziv, Hişet, Hiris ve Aşağı Hiris kiliseleri; Gürpınar St. Merinos Kilisesi, Muradiye'de St. Etienne Kilisesi; Gevaş Kırmızı Kilise, St. Thomas Manastırı ve Deveboynu Manastırı; Bahçesaray Aparank Manastırı, St.Jacgues Kilisesi’dir.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:12

Van Kaleleri


Van Kalesi (Merkez)

Van il merkezine 5 km. uzaklıkta bulunan Van Kalesi Urartu Kralı I. Sarduri tarafından MÖ. 840–825 yılları arasında yaptırılmıştır. Kalede Urartular döneminden kalan Madır (Sardur) Burcu, Analı-Kız Açık Hava Mabedi, I.Argişti, Menua ve II.Sarduri’nin kaya mezarları, Bin Merdivenler, Ana Kaya’ya oyulmuş sur duvarlarının temelleri ve bunların üzerinde yükselen sur duvarları günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

Urartu döneminden sonra Osmanlı dönemine kadar uzanan zaman süreci içerisinde Pers yazıtları dışında herhangi bir döneme tarihlendirilen bir kalıntı ile karşılaşılmamıştır. Osmanlı dönemine ait sur duvarları, kale giriş kapısı, Yukarı Kale, Süleyman Han Camisi ile minaresi ve çeşitli yapılar da günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

Urartuların merkezi olan Van’da kaya kütlesi üzerine kurulmuş olan bu kale günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Düz bir alanda yükselen kaya kütlesi üzerindeki bu kale uzun süre kendi haline bırakılmış, 1915 yılında siyasi nedenlerle tahrip edilmiştir. XX. yüzyılın sonlarına doğru İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Prof.Dr.Taner Tarhan ve Prof.Dr.Veli Sevin bu kalede kazı çalışmalarına başlamış, Urartu-Osmanlı dönemi kalıntılarını ortaya çıkarmışlardır.

Kale kesme ve moloz taştan yapılmış olup, düzgün bir planı bulunmamaktadır. Kalenin genişliği bazı yerlerde 20–120 m. arasında değişmektedir. Uzunluğu 1800 m.yi bulmaktadır. Ovadan yüksekliği de yaklaşık 100 m.dir.

Kale iç içe dört ayrı surdan meydana gelmiştir. Bunlardan I.Sarduri’nin kesme taştan yaptırdığı burç 51 m. uzunluğunda, 26 m. genişliğindedir. Burcun güney yüzünde yapımı ile ilgili bir kitabe bulunmaktadır. Ayrıca I.Argistis’in mezarı olduğu sanılan bölümde de uzun bir yazıt bulunmaktadır. Kaynaklarda Horhor Kroniği olarak tanımlanan bu anıtsal kaya kitabesinde I.Argistis’in döneminde yapılan işler anlatılmıştır.

Kalenin güneybatısında ise değişik yüksekliklerde iki platform bulunmaktadır. Buradaki dikdörtgen bir girişten sonra yine dikdörtgen planlı 4.10x7.00 m. ölçüsünde ikinci bir odaya geçilmektedir. Üzeri düz bir tavanla örtülmüş olan bu bölümün üç duvarı içerisine derin nişler içerisinde 78 oyuk açılmıştır. Bu görünümü ile bu mezar anıtı kuzeybatı İran’daki karnıyarık mezar anıtının bir benzeridir. Bu bölümün içerisindeki oyuklarda ölü külleri bulunmaktadır.


Hoşap Kalesi (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi merkezine 39 km. uzaklıkta bulunan Hoşap Kalesi Hoşap Suyu kenarında, oldukça sarp ve dik kayalıklar üzerine yapılmıştır. Kitabesinden öğrenildiğine göre Urartu döneminde, MÖ. IX.-XVI. yüzyıllar arasında yapılmıştır. Bugünkü konumuna Osmanlı döneminde Mahmudi Beyleri’nin yaptırdığı biçimde gelmiştir. İç kale giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre de Mahmudi Süleyman Bey tarafından h. 1052 (1643) tarafında yaptırılmıştır.

Hoşap Kalesi iç ve dış kale ile seyir kulesinden meydana gelmiştir. Kesme taş ve moloz taştan yapılan kalenin dış kale surları arazi yapısına uygun biçimde yapılmış olup, burçlarla desteklenmiştir. Kuzey, doğu ve batı yönlerinde burçlarla takviye edilen kalenin içerisine kuzey yönündeki burca açılmış bir kapıdan girilmektedir. Buradan kayalara oyulmuş geniş basamaklı merdivenlerle içeriye geçilmektedir.

Kalenin batı cephesindeki burcu üzerinde kitabe ve arslan figürleri bulunmaktadır. Evliya Çelebi bununla ilgili olarak; “…Amma bu Hoşap kalesinin kapısının her kanadı 300 kantar nahçıvan demirindendir. Hiç ağaç kısmı yoktur” demektedir. Günümüzde bu kapı kanadı orijinal olarak korunmuştur.

İç kalenin en yüksek ve yöreye hâkim yerine seyir köşkü yapılmıştır. Burada biri güvercinlik olmak üzere iki kule, içerisinde hamam ve seyir odaları bulunmaktadır. Bu bölümün batısına da harem ve selamlık gibi bölümler Osmanlı döneminde eklenmiştir. Ayrıca iç kısımda mescit, fırın, zindan ve sarnıç gibi yapılar da bulunmaktadır. Bu nedenle de bu yapıların bütününe de Mahmudi Sarayı ismi yakıştırılmıştır. Kale XIX. yüzyılın ortalarında terk edilmiş olmasına rağmen içerisindeki yapılar günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.


Toprakkale (Merkez)

Van il merkezinin kuzeydoğusunda Zimzim Dağları’nın tepesinde bulunan bu kale Urartu Kralı II. Ve III. Rusa tarafından MÖ. 685–645 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bunu belirten kitabeler kale üzerinde bulunmaktadır.

Kalede 1879’da başlayan kazılar belirli aralıklarla günümüze kadar sürmüştür. Bu çalışmalar sonucunda kaledeki Haldi Tapınağı, sarnıçlar, şarap deposu, kalenin batısında da MÖ. IX. Yüzyıla tarihlendirilen İşpuini ve oğlu Menua’nın ortak krallık döneminde yapılmış Meherkapı Kutsal alanı ortaya çıkarılmıştır.

Kale iri kalker bloklarından surlarla çevrilmiştir. Kuzey-güney doğrultusunda 400 m. uzunluğunda, 60–70 m. genişliğindeki kale ovadan 200 m. yükseklikte olup, tüm çevreye hâkimdir. Kalenin iki girişi bulunmaktadır. Bunlardan güneydeki kulelerle desteklenmiş ve köşeye yerleştirilmiştir. Bu girişten sonra doğrudan doğruya mabet ve saraya geçilmektedir. Kuzey yönündeki giriş kapısı diğer mekânlara ve depolara açılmaktadır. Kalenin en üst kesimine mabet ve saray yerleştirilmiştir. Buradaki küçük buluntular yabancıların yaptıkları kazılar sırasında yurt dışına kaçırılmıştır.

Kale içerisindeki sarnıç ve mabet kısmen kayalara oyulmuştur. Kalenin kuzeydoğusundaki Haldi Mabedi’nin ise kerpiç duvar kalıntıları kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştır.

Bu kalede yapılan kazılar fildişi ve pişmiş topraktan olmak üzere çok sayıda küçük buluntuyu da ortaya çıkarmıştır.


Çavuştepe Kalesi (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi, Çavuştepe Köyü’nde bulunan Çavuştepe Kalesi Van’a 25, Gürpınar’a da 10 km. uzaklıkta, Van-Hakkari karayolu üzerindedir. Urartu Kralı II.Sarduri’nin MÖ. 764-735 yılları arasında yaptırmış olduğu bu kalede 1961-1986 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Prof.Dr.Afif Erzen kazılar yapmıştır. Bu kazılar sırasında Aşağı ve Yukarı kale, ana giriş kapısı ve diğer yapılar ortaya çıkarılmıştır.

Kale Aşağı ve Yukarı olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Kurucusundan ötürü “Sarduhinili” olarak isimlendirilen bu kale iri blok taş ve moloz taştan meydana gelmiştir. Yukarı Kale, Aşağı Kale’den 30 m. yükseklikte olup, içerisinde Haldi Mabedi ile Urartu Tanrısı İrmuşini’ye ait Açık Hava Mabedi bulunmaktadır. Aşağı Kale’de ise yapı kalıntılarına ait temeller, depolar ve mahzenler bulunmaktadır. Ayrıca kalenin sarayı da yine Aşağı Kale’dedir.

Kaleyi çeviren sur duvarları 800 m. uzunluğundaki bir alanı kaplamaktadır. Sur duvarları kalker blokları halinde doğrudan doğruya ana kayaya oturtulmuştur.


Ayanıs Kalesi (Merkez)

Van il merkezine 35 km. uzaklıktaki Ayanıs Köyü’nün kuzeybatısında bir tepe üzerinde bulunan bu kale, kitabesinden öğrenildiğine göre Urartu Kralı Argişti’nin oğlu Rusa tarafından MÖ.645-643 yılları arasında yaptırılmıştır.

Kale üzerinde Erzurum Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Önasya Arkeoloji Bölümü’nden Prof.Dr.Altan Çilingiroğlu 1989 yılından beri kazı çalışmalarını yürütmektedir. Kazı çalışmaları sonunda kalenin mimari yapısı, planı ve küçük buluntular ortaya çıkarılmıştır. Andezit ve kalker taşından yapılmış olan kale iki sur duvarı ile çevrelenmiştir. Güneyinde giriş kapısı bulunmaktadır. Kale doğu-batı doğrultusunda 150 m. genişliğinde ve 400 m. uzunluğunda olup, Van Gölü’nden de 250 m. yüksekliktedir.

Kalenin üst kısmında payeli salon ve mabet kısmına yer verilmiştir. Ayrıca güneybatı kesiminde de birbirleri ile bağlantılı mekânlar ortaya çıkarılmıştır. Bu mekânların içerisinde çok sayıda küplerin bulunduğu depolar vardır.


Anzaf Kaleleri (Merkez)

Aşağı Anzaf Kalesi

Van il merkezinin 10 km. kuzeydoğusunda Van-Özalp karayolu yakınında bulunan
Aşağı Anzaf Kalesi Urartu Kralı İşpuini (MÖ. 830–810) zamanında yapılmış ve kazılarda ortaya çıkan çok sayıdaki tablet de bunu doğrulamıştır. Günümüzde Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki en sağlam ve en iyi durumdaki Urartu kalesidir.

Kale fazla yüksek olmayan bir tepe üzerinde yapılmıştır. Yaklaşık 124.00x70.00 büyüklüğünde dikdörtgen planlıdır. Kalenin girişi güneybatıda olup, bugün 6–7 m. genişliğindeki bu giriş belirgin bir şekilde görülmektedir. Kale duvarları yer yer 1,5–2.00 m. yüksekliğindedir. Gerçek sur duvarlarının ise 5–6 m. arasında değiştiği sanılmaktadır. Oldukça kaba şekilde işlenen taş duvarların üzerinde daha da yüksek kerpiç duvarlar olduğu sanılmaktadır. Kale taşları üzerinde yer yer “Sarduri oğlu İşpuini bu sarayı inşa ettirdi” yazısına rastlanmıştır.

Bazı araştırmacılar bu kalenin ön karakol niteliğinde olduğunu ileri sürmüş, bazıları da planını Kuzeybatı İran’daki Bastam’da (Rusai Uru Tur) bulunan kale planı ile benzerliğini ortaya koymuştur.

1980’li yılların sonuna doğru Van-Özalp karayolu yapımı sırasında kale duvarlarının ne yazık ki büyük bir bölümü yıkılmıştır. Kalker blokları da çevredeki evlerin temellerinde kullanılmıştır.


Yukarı Anzaf Kalesi

Aşağı Anzaf Kalesi’nin 600 m. güneyinde ve daha yüksek bir tepe üzerinde bulunan Yukarı Anzaf Kalesi, Aşağı Kale’den 30 kat daha büyük ölçüdedir. Deniz seviyesinden 1995 m. yüksek olan bu kalenin doğu ve güneybatısı yüksek dağlarla yarım ay şeklinde çevrelenmiştir. Bu özelliğinden ötürü de doğu ve batıdan rüzgârlara karşı korunmuştur.

Kalede bilimsel kazılar başlamadan önce kaçak kazılarda çok sayıda çivi yazılı büyük taş bloklar, sütun kaideleri ortaya çıkarılmıştır. Bunların üzerindeki yazılara göre Yukarı Anzaf Kalesi İşpuini’nin oğlu Menua zamanında MÖ. 810–786 yıllarında yapılmıştır. Ancak üzeri yazılı bu taş bloklar yurt dışına kaçırılmış olup, biri Rusya’da Tiflis Müzesi’nde, diğeri de Berlin’de Pergamon Müzesi’nde bulunmaktadır. Bununla beraber çivi yazılı bazı taş bloklar ile sütun kaideleri de Van Müzesi’nde sergilenmektedir.

Yukarı ve Aşağı Anzaf kalelerinde çok sayıda çivi yazılı kitabe bulunmuş ve diğer Urartu yapılarında ele geçen çivi yazılı kitabeler hiçbir zaman nu sayıya erişememiştir.

Yukarı Anzaf Kalesi’ni çevreleyen sur duvarları üzerinde kerpiç duvarlar da bulunmaktadır. Ancak bu duvarlar yıkılmış ve kale bir höyük görünümünü almıştır. Sur duvarları kyklopik ve sandık duvar tekniğinde yapılmıştır. Duvar araları yer yer toprak dolgu ile kapatılmıştır. Burada kullanılan kalker taşları kalenin 250–300 m. güneyindeki kayalıklardan elde edilmiştir.

Kale içerisinde büyük bir özenle yapılmış 9,50 m. uzunluğunda bir koridor ve bunun bitiminde de bir mabet bulunmaktadır. Bu koridor ve çevresinde saraya ait kalıntılar, bronz çiviler, bronz parçaları ile karşılaşılmıştır. Kömürleşmiş ahşap direk ve kapı parçaları da kalede ahşap malzemenin kullanıldığını göstermektedir.

Yukarı ve Aşağı Anzaf kalelerinde İstanbul Üniversitesi Avrasya Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Oktay Belli tarafından kazı yapılmıştır. Ayrıca dilbilimci Prof.Dr. Ali M.Dinçol ve Dr. Belkıs Dinçol da kitabelerin okunmasında yardımcı olmuştur. Kazı çalışmalarının ardından restorasyon çalışmalarına geçilmiş, 1991 yılında başlayan çalışmalar sonucunda mabedin avlusu ve duvarlarının restorasyonu yapılmıştır. Restorasyon sırasında duvarlarda eski Urartu taşlarından yararlanılmıştır. Böylece özgün Urartu mimarisine sadık kalınmıştır.


Örenkale Kalesi (Başkale)

Van ili Başkale ilçesi Örenkale (Pizan) Köyü’nün kuzeyindeki tepede iç ve dış olmak üzere Urartu dönemine ait bir kale bulunmaktadır. Kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber, yapı üslubu MÖ. IX. yüzyıla işaret etmektedir. Kalenin batı yamacı oldukça dik olup, batı köşesine de sonraki dönemde bir cami yapılmıştır.

Taş temeller üzerine kerpiç duvarlı kale, yarım daire planlı bir burçla güçlendirilmiştir. Selçuklu döneminde kaleye eklenen mescidin yanına bir de türbe yapılmıştır.

Bu kalelerden başka Van yöresinde irili ufaklı birçok kale bulunmaktadır. Bunun da nedeni Van’ın bulunduğu yerin Mezopotamya ve İran ile bağlantılı ticare ve askeri yol üzerinde bulunmasıdır. Bu kalelerin çoğu savunma ve gözetleme amacı ile yapılmıştır. Urartu döneminde yapımına başlanan kaleler daha sonra Akkoyunlu ve Karakoyunlular tarafından da kullanılmış, Osmanlılar döneminde de yararlanılmıştır. Zamanla terk edilen ve kendi haline bırakılan kaleler üzerinde araştırmalar XX. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır.

Günümüze gelebilen kaleler arasında; Van Gölü’nün doğusundaki Ağartı Kalesi, Kef Kalesi, Zernek (Hamurkesen) Kalesi, Çatak Kalesi, Hişet Kalesi, Ablak (Başkale) Kalesi, Müküs Kalesi, Erciş Kalesi, Yoncatepe Kalesi, Deliçay Kalesi bulunmaktadır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:12

Van Müzesi


Van il merkezi, Şerefiye Mahallesi’nde bulunan Van Müzesi’nde Van yöresinde 1932 yılından beri yapılan araştırmalar sonucunda toplanan eserler sergilenmektedir. Bu eserlerin başında Urartu, Akkoyunlu ve Karakoyunlu eserleri gelmektedir.

Van’da 1930’lu yıllarda görev yapan Milli Eğitim Müdürü Mustafa Noyan yöredeki kültür varlıklarını il merkezinde toplamaya başlamıştır. Bunların bir araya getirildiği depo Van Müzesi’nin temelini oluşturmuştur. Bu depodaki eserlerin sayıca artmasından sonra Milli Eğitim Bakanlığı 1945 yılında Van Müze Memurluğu’nu kurmuştur. Bundan sonra da bugünkü İhsan Kıygın’ın planına göre yeni bir müze binası yapılmış ve Van Müzesi Müze Müdürlüğü olarak 1972 yılında ziyarete açılmıştır.

Van Müzesi arkeoloji ve etnografya bölümlerinden meydana gelmiştir. Arkeoloji bölümü müzenin zemin katında yer almaktadır. Buradaki arkeolojik eserler salonu ve iç avluda Prehistorik dönemden başlayarak Urartu dönemi sonuna kadar olan eserler kronolojik bir sıra ile teşhir edilmiştir. Bu eserlerin arasında Tilkitepe ve Kızdamı ören yerlerinden çıkarılan obsidyen ve kemik aletler, pişmiş toprak eserler bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Urartu dönemine ait eserler ayrı bir bölümde sergilenmiştir. Karagündüz Nekropol kazısına ait mezar buluntuları, Çavuştepe, Topraktepe, Van Kalesi, Anzaf Kalesi ve Ayanis Kalesi kazılarında ortaya çıkan çeşitli pişmiş toprak kap kacaklar, bronz miğferler, kılıçlar, kemerler, mozaik parçaları bu bölümün başlıca eserlerini oluşturmaktadır.

Müzenin iç avlusu taş eserler salonu olarak isimlendirilmiş ve burada Neolitik döneme tarihlendirilen Trişin Yaylası kaya resimleri, Urartu dönemine ait tabletler, kitabeler, Gevaş Selçuklu mezarlığından getirilen taş sandukalar teşhir edilmiştir.

Müzenin etnografya bölümü yörenin yaşantısı ile ilgili etnografik eserlere ayrılmıştır. Bunların başında bölgeye özgü düz yaygılar, kilimler, Van’a özgü gümüş kemerler, bilezikler, tepelikler, gerdanlıklar, küpeler, tütün tabakaları, tespih ve ağızlıklar sergilenmiştir. Ayrıca değişik tarihlere ait yazma Kuran’lar, çeşitli hat örnekleri bunları tamamlamaktadır. Bu bölümde ayrı bir köşede düzenlenmiş olan Şark Köşesi de Van yaşantısına ışık tutmaktadır.

Van’ın kurtuluşunun yıldönümü nedeniyle 2 Nisan 1990’da “Ermeni Katliamı Seksiyonu” müzenin etnoğrafik eserler salonunun girişinde düzenlenmiştir. Bu bölümde Rusların 1915 yılında Ermeni çeteleri desteği ile Van’ı işgal etmeleri ve burada yaptıkları katliamı gözler önüne sermektedir. Müzenin bu bölümünde Van’ın Erciş ilçesi Çavuşoğlu Samanlığı’nda yapılan katliamda şehit edilen Türklerin iskeletleri ile Zeve Köyü’nde gerçekleştirilen ve yaklaşık 2.500 Türk’ün şehit edilişini anlatan belge, kitap ve fotoğraflar ayrı bir vitrin içerisinde sergilenmiştir.

Müzenin bahçesi büyük boyutlu taş eserlere ayrılmıştır. Burada Urartu dönemine ait zafer stelleri, Tanrı Teişeba kabartması, Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemlerine ait koç ve koyun mezar taşları, Selçuklu dönemi mezar taşları, mimari parçalar, lahitler, sütunlar ve sütun başlıkları sergilenmektedir.

Günümüzde Van Müzesi Urartu devletine başkentlik yaptığından ötürü zengin Urartu eserlerinin bir araya getirildiği bir müzedir. Bu nedenle de dünyanın en büyük Urartu müzesi konumundadır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:12

Van Medreseleri


Van’da 1899 yılında düzenlenen Van Salnamesi’nden il merkezinde on, Bahçesaray’da beş, Gevaş’ta üç, Tımar’da üç, Gürpınar’da iki, Erçek’te iki, Güzelsu’da iki ve Başkale’de de bir olmak üzere toplam yirmi sekiz medresenin var olduğu öğrenilmektedir. XVII. Yüzyılda Evliya Çelebi de Ulu Cami, Horhor, Tebriz Kapı, Abbasoğlu ve Kaya Çelebi medreselerinden söz etmiştir. Ancak bunlardan günümüze herhangi bir kalıntı gelememiştir. Yalnızca Hüsrev Paşa Medresesi’nin duvar kalıntıları günümüze ulaşabilmiştir.


Hüsrev Paşa Medresesi (Başkale)

Van ili Başkale ilçesinin Örenkale (Pizan) Köyü’nde bulunan Hüsrev Paşa Medresesi kitabesinden öğrenildiğine göre Hüsrev Paşa tarafından 1653 yılında yaptırılmıştır. Daha sonra Süleyman Paşa tarafından genişletilmiş iki katlı bir Osmanlı medresesi konumuna getirilmiştir.

Kuzey-güney yönünde eğimli bir arazi üzerinde kurulan medrese, kesme taş ve moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Medrese 25.50x18.00 m. ölçüsünde iki katlı olup, avlusunun iki yanına sıralanmış 14 hücreden meydana gelmiştir. Beşik tonozlu bu hücrelerin önünde iki kat halinde revaklar bulunmaktadır. Bu revaklar günümüzde yıkılmıştır. Medresenin zemin katının sol köşesine de bir dershane mescit eklenmiştir.


Mir Hasan Veli Medresesi (Bahçesaray)

Van ili Bahçesaray ilçesinin girişinde, mezarlık içerisinde bulunan bu medreseyi Mir Hasan Veli yaptırmıştır. Yapım kitabesi gelemeyen medresenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubundan XVI. yüzyıl içerisinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Yalnızca 1737 ve 1858 yıllarında onarıldığını belirten iki kitabesi bulunmaktadır.

Günümüze oldukça harap durumda gelen medresenin moloz taştan yapıldığı anlaşılmaktadır. Kareye yakın dikdörtgen planlı olan medresenin içerisine güney cephesindeki bir kapıdan girilmektedir. Bu kapının iki yanına da büyükçe birer oda yerleştirilmiştir. Kuzey yönüne dikdörtgen planlı, üzerleri beşik tonozlu beş oda sıralanmıştır. Bunlardan ortadaki hücrelerin üçü iyi durumda günümüze gelebilmiş, diğerleri yıkılmıştır. Bazı izlere dayanılarak bu medresenin iki katlı olduğu da düşünülmektedir.


Evliya Bey Medresesi (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesinde Gevirhan Mezarlığı yakında bulunan bu medrese Evliya Bey tarafından XVII. Yüzyılın son çeyreğinde yaptırılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından medresenin bulunduğu alanı temizletilmiş ve yapının planı ortaya çıkarılmıştır.

Medrese moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Dikdörtgen bir avlunun iki yanında beşik tonozlu hücreler sıralanmış, güney cephesinin ortasına da dikdörtgen avludan dışarıya taşan sekizgen planlı bir dershane mescit yapılmıştır. Bunun doğusuna da iki küçük kare mekân eklenmiştir. Medresenin batısındaki üç oda beşik tonoz örtülü olup, dikdörtgen planlıdır. Doğu yönündeki üç odanın üst örtüsü yıkıldığından herhangi bir bilgi edinilememiştir.

Medrese içerisinde bezeme elemanına rastlanmamıştır. Bu bakımdan sade bir yapı olduğu sanılmaktadır.


İzzettin Şir Medresesi (Gevaş)

Van ili Gevaş ilçesi, Hişet Mahallesi’nde bulunan bu medresenin kitabesi okunamayacak derecede harap olduğundan yapım tarihi konusunda kesin bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber yanındaki İzeddin Şir Camisi ile medresenin yapı üslubuna dayanılarak XIV.-XV. yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Büyük olasılıkla da buradaki caminin kuzeyine XVIII. yüzyılda eski yapıların yerine bu medrese eklenmiştir.

Medrese cami avlusunu U şeklinde kuşatmakta olup, doğu-batı yönündedir. Buraya üzerleri beşik tonozlu, kare planlı sekiz hücre yerleştirilmiştir. Günümüzde harap bir durumdadır.


Hasan Bey Medrese (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi, Van-Hakkâri karayolunun Hoşap girişinde, mezarlık içerisinde bulunan bu medreseyi kitabesinden öğrenildiğine göre Mahmudi İvaz Bey’in oğlu Hasan Bey h.971 (1563) yılında yaptırmıştır. Giriş kapısı üzerindeki 0.25x085 m. ölçüsünde, sülüs yazılı Arapça kitabesinin mealen anlamı şöyledir:

“Ey bu yapıya bakanlar. Biliniz ki (bu medrese) hicri 971 (1563) yılında İvaz oğlu Hasan Bey tarafından Allah'a yönelmek için yaptırılmıştır.”

Kesme ve moloz taştan yapılan bu medrese dikdörtgen planlı olup, avlunun doğu ve batısına hücreler yerleştirilmiştir. Güneyinde mescit, güneybatısında da türbe bulunmaktadır. Medrese avlusu 8.45x8.75x16.30x1685 m. ölçülerinde dikdörtgene yakın plan göstermektedir. Medreseye kuzey yönündeki 1.10 m. kalınlığındaki kesme taş duvarların ortasındaki kapıdan girilmektedir. Buradaki duvarlar ve kapının üst kısmı tamamen yıkılmıştır. Bu avlunun doğusuna beş, batısına da dört hücre yerleştirilmiştir. Medrese hücreleri birbirlerine eşit, 3.40x3.50 m. ölçüsündedir. Hücreler beşik tonozla örtülmüş, bunların da üzeri toprak damla kapatılmıştır. Yalnızca hücrelerin batı duvarına açılmış mazgal pencerelerle aydınlatılmış, içlerine de birer niş ve ocak yerleştirilmiştir.

Medresenin doğu kanadındaki beş hücre bulunmaktadır. Bunlardan birinci hücre 5.30x3.60 m. ölçülerinde olup üzeri beşik tonoz ve toprak dolgu ile örtülüdür. Bu hücrelere avludan ve kuzeyden iki kapı ile girilmektedir. Diğer hücreler 3.60x2.80 m. ölçülerindedir. Üzerleri beşik tonoz ve toprak dolgu ile örtülmüştür. Bunların içerisinde ocak ve nişler bulunmakta, doğu duvarlarına açılmış mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır.

Medresenin güney ekseninde mescit bulunmaktadır. Mescit 7.00x5.60 m. ölçüsünde kuzey-güney doğrultusunda olup, üzeri beşik tonoz örtülüdür. Dışarıya doğru hafif çıkıntı yapan mescit mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır. Güneybatı köşesine mihrap yerleştirilmiştir. İçerisindeki izlerden sıva ile kaplı olduğu, bezemesinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:13

Van Urartu Su Kanalları


Doğu Anadolu Bölgesi’nin il sulama kanalları, gölet ve barajları MÖ. 1000 yılında Urartular tarafından yapılmıştır. Günümüze kadar gelebilen Urartu su kanallarından Menua (Semiramis-Şamram) Su Kanalı ile Ferhat Sulama Kanalı Anadolu’da su mühendisliğinin en iyi örneklerini yansıtmaktadır.


Menua (Semiramis-Şamram) Su Kanalı (Gürpınar)

Menua (Semiramis-Şamram) Su Kanalı Anadolu’daki Urartulardan günümüze gelebilen en görkemli kanal olup, 51 km. uzunluğundadır. Van’ın Gürpınar Ovası’ndan Urartu Krallığı’nın başkentinin bulunduğu Van Ovası’na (Tuşba) tatlı su getiren Menua Kanalı aynı zamanda tarım alanlarını da sulamaktadır. Van Bölgesi’nin en yüksek engebesini meydana getiren Baş et Dağı’nın batı yönündeki kalker kayalıklarından kaynaklanan su aynı zamanda da yörenin en büyük su kaynağıdır. Bu kaynağın güneybatısındaki kalker kayalığın şekillendirilmesi ile oluşturulan kitabeler yurdumuzdan kaçırılmıştır. Kral Menua’nın bu kitabesi günümüzde Almanya’da Pergamun Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bu kanalın çevresinde Kral Menua tarafından kızı Tariria için yaptırılmış teraslar halinde asma bahçeleri bulunuyordu. Menua Kanalı doğudan batıya doğru akarak Hoşap Çayı üzerinden geçirilmiştir. Ancak Hoşap Çayı üzerindeki Urartuların su aşırtma kemerleri yıkılmıştır. Bu aşırtma kemerlerinin yalnızca iri taşlardan yapılmış temel kalıntıları görülmektedir. Kanal suyunun belirli bir seviyede akıtılabilmesi için arazinin bazı yerlerinde çukurlar ve derin vadilere yüksek duvarlar örülmüş ve arazi aynı düzeye getirilmiştir. Bunlardan Gülo Boğazı ile Kadem Bastı mevkileri destek duvarlarının en yüksek olduğu yerlerdir.

Kaynağın çıktığı yerin deniz seviyesinden yüksekliği 1760 m. Menua Kanalı’nın Van Ovası’nda son bulduğu yerin deniz seviyesinden yüksekliği ise 1700 m. dir. Bu kanal 10/10.000–3/10.000 arasındaki bir eğimle Van Ovası’na su taşımıştır. Taşıdığı suyun kapasitesinin 75.000.000 m3’ten fazla olduğu sanılmaktadır. Kanalın yapımındaki destek duvarları Edremit ve Harabedar mevkilerindeki kalker taş ocaklarından elde edilmiştir. Duvarlar bindirme tekniğinde yapılmış, yalnızca taşların dış yüzeyleri kabaca düzeltilmiştir.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:13

Van Hanları


Bey Hanı (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi, Hoşap’ta, Van-Hakkâri karayolunun güneyinde bulunan bu hanın kitabesi günümüze gelememiştir. Ayrıca vakfiyesi de olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Hoşap’ta bir han bulunduğundan söz etmiş, ancak fazla bilgi vermemiştir. Bu nedenle yapım tarihi ve banisi konusunda tereddütler bulunmaktadır. Han büyük olasılıkla XVI.-XVII. Yüzyılda Mahmudi Beylerinden birisi tarafından yaptırılmış olmalıdır.

Han kesme taştan 21.10x22.40 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır. Hanın kuzey cephesine dükkânlar yerleştirilmiştir. Hanın içerisine kuzey cephesindeki sivri kemerli bir kapıdan girilmektedir. İçerisi payelerle dört sahna ayrılmıştır. Bu payeler ve duvarların arası beşik tonozlarla örtülmüş, üzeri düz bir toprak damla örtülmüştür. İç mekânın aydınlatılması için doğu ve batı tarafına birer, güneye dört, kuzeye de üç mazgal pencere açılmıştır.

Han günümüzde harap bir durumda olup, özel bir şahsın mülkiyetindedir.


Hamurkesen Köyü Hanı (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi, Hamurkesen (Zerinak, Zernak) Köyü’nde bulunan bu hanın ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kitabesi de günümüze gelememiştir. Günümüzde tamamen yıkılmış olup, yalnızca temel duvarları ayaktadır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:13

Van Hamamları


Çifte Hamam (Merkez)

Eski Van’ın doğusunda, Tebriz Kapı Mahallesi’nde bulunan bu hamamın yapım tarihini beliten kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan Osmanlı döneminde, XVI. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Osmanlı hamam mimarisinde Çifte Hamam plan düzeninde olan hamam kadınlar ve erkekler bölümlerinden meydana gelmiştir. Güneydeki daha büyük olan bölüm erkeklere, daha küçük olan kuzeydeki bölüm de kadınlara ayrılmıştır. Her iki bölüm de soğukluk, ılıklık ve sıcaklıktan oluşmuştur.

Günümüze oldukça harap durumda gelen hamam kesme, tuğla ve moloz taştan yapılmıştır. Yapının üst örtüsü ve duvarların bir kısmı tahrip olmuştur. Buna rağmen pandantif izlerinden bu bölümlerin kubbe ile örtülü olduğu sanılmaktadır. Hamamın her iki bölümünün sıcaklığı dört eyvanlı, merkezi kubbelidir.


Hoşap İç Kale Hamamı (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi Hoşap’ta İç Kalede bulunan bu hamam 1643 yılında Osmanlılar tarafından yaptırılmıştır.

Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Bu bölümlerden soğukluk ve ılıklık tuğla ve moloz taştan beşik tonozla örtülmüştür. Kubbeli kısmın üzeri tromplu, kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Ancak günümüzde bu kubbe yıkılmıştır.


Hamurkesen Köyü Hamamı (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi, Hamurkesen Köyü’nde, kale yakınında bulunan caminin yanında hamam kalıntısına rastlanmıştır. Bu hamamın da cami ile birlikte İbrahim Bey’in oğlu Beşaret Bey tarafından XIII. yüzyılda yaptırıldığı sanılmaktadır. Ancak hamam yıkılmış planını çıkarmak mümkün olamamıştır. Kalıntılarına dayanılarak hamamın taş temeller üzerine moloz taştan yapıldığı sanılmaktadır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:13

Van Sivil Mimari Örnekleri


Van yöresi Urartulardan günümüze kadar yüzyıllar boyunca sürekli yerleşime sahne olmuştur. Bu yerleşim Van Gölü’nün doğusundan kıyı boyunca ve bugünkü kale çevresinde yoğunlaşmıştır. Ancak bu uzun zaman süreci içerisinden yalnızca Urartu kerpiç ev kalıntıları dışında XIX. yüzyıl yapılarından bazı örnekler günümüze gelebilmiştir. Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerine ait evlerden hiçbir örnekle ile karşılaşılmamıştır XIX-XX. yüzyılda yöreyi gezen bazı gezginlerin çizdikleri resim ve gravürler ile fotoğraflar bu konuda bazı bilgiler vermektedir. Bunlara dayanılarak yerleşim alanlarında tek katlı, iki ve üç katlı evler olduğu anlaşılmaktadır. Bunlara dayanılarak sivil mimarinin dar sokaklarda bitişik nizamda toprak damlı yapılar oldukları görülmektedir. Bunlarda belirli bir plan düzeninin de olmadığı açıkça görülmektedir. Sokakların kenarlarında su akışını sağlamak amacıyla eğimli su kanalları yapılmıştır. Çoğunun yapımında da taş temeller üzerine kerpiç malzemeden yararlanılmıştır. Çamur duvarlara da çok sık rastlanmıştır. Bununla beraber evlerin iç yapımları hakkında yeterli bir bilgi bulunmamaktadır.

I. Dünya Savaşından sonra yörenin Rus ve Ermeni işgaline uğraması, çıkan çatışmalar evlerin yanmasına yıkılmasına neden olmuş, deprem gibi felaketlerde onları tamamlamıştır. Ayrıca Rus ve Ermeni birlikleri şehirden çekilirken evlerin büyük bir bölümünü yakmışlardır.

Kale çevresinde yoğunlaşan evler surların bitiminden sonra ovaya doğru yayılmış, bu bölgeye daha çok zenginlere ait geniş bahçeler içerisinde evler yapılmıştır. Müslüman halk ile Ermeniler arasında çıkan çatışmalardan sonra Müslüman halk bugünkü Selimbey, Bahçıvan, Şerefiye ve Halilağa mahallelerine yerleşmişlerdir.

Bu evlerin bazıları geniş bir bahçe içerisinde saltaşı döşeli avlunun sonunda yapılmışlardır. Yer katında kiler, depo ve mutfak bölümleri bulunmaktadır. Mutfağın yanında da bir köşesinde ocağın bulunduğu, oldukça yüksek tavanlı tandır evi bulunmaktadır. Bazı küçük ölçüdeki evlerde ise tandır evi ayrı bir bölüm halindedir. Bunarın yanına da çoğu kez “çal” denilen yıkanma yerleri eklenmiştir. Avludan merdivenle çıkılan üst katta ise sofa çevresinde yatak yaşamın geçtiği odalar bulunmaktadır. Bu odaların içerisinde gömme dolaplar, nişler vardır. Odaların zemini tahta kaplıdır. Bezeme unsurlarına rastlanmamıştır. Dışa açılan pencereler ise dikdörtgen çerçeveli ve kafeslidir.

Tarihi geçmişi göz önüne alınarak Van evleri dört ayrı gurupta toplanmaktadır. Bunlar tek katlı evler, iki katlı düz cepheli evler, iki katlı cumbalı evler ve iki katlı kompleks planlı evlerdir. Tek katlı evler çoğunlukla yoksul halkın yaşadığı evlerdir. Bu evlerde kapıdan doğrudan doğruya bir sofaya girilmektedir. Odalar bu sofanın çevresinde sıralanmıştır. Sofanın sonuna da mutfak yerleştirilmiştir. Bu tür evlerde ise tandır evi daha çok bahçede ve evin dışındadır.

İki katlı düz cepheli evler daha çok orta halli ailelerin barındığı evlerdir. Birinci kata yine ortada sofa ve iki yanında mutfak, kiler gibi bölümler bulunmaktadır. Merdivenle çıkılan ikinci katta da ortada bir sofa ile iki yanında odalar bulunmaktadır. Üst örtü diğer evlerde olduğu gibi toprak damlıdır.

İki katlı cumbalı evler daha çok maddi durumu iyi olan ailelere aittir. Bu evlerin cepheleri düz olup üst kattaki sofa konsollarla dışarıya cumba şeklinde uzatılmıştır. Bu çıkmalarda çoğunlukla ahşap kalaslardan yararlanılmıştır. Bu evlerin tavan ve duvarlarında ahşap süslemelere, yağlı boya resim ve desenlere rastlanmıştır.

İki katlı kompleksli ev plan tiplerindeki örneklerden Van’da dört adet bulunmaktadır. Bunlar çevrede sözü geçen ailelere ait olup diğer plan tiplerinden çok daha geniş yapılardır. Evlerin alt katında sofa ve bu sofanın iki yanında iki geniş odaya yer verilmiştir. Sofanın ucunda mutfak ve kiler gibi birimler ile tandır evi bulunmaktadır. Üst katta sofa çevresinde odalar ve dışa çıkıntılı cumbalar vardır.

Van evlerinden günümüze gelen örneklerin başında aynı plan düzeninde, Mustafa Dilaver Evi, Tufan Kaptaner Evi, Hilmi Gürkan Evi, Mustafa Tüzün Evi, Mustafa Sipahioğlu Evi, Abdulselam Arilas Evi, İsmail Ödemiş Evi, Cemil Efendi Evi, Ambarcı Mehmet Evi Gazi Abbas Melül Evi gelmektedir.

Günümüzde Van Kalesi çevrisindeki mahalleler, günümüze pek az örnekleri gelmesine rağmen sit alanı ilan edilmiştir.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:14

Van Kaya Resimleri


Dünyanın çeşitli yerlerinde tarih öncesi çağlara ait kaya resimlerine rastlanmıştır. Bunlar Kuzey Afrika, İtalya, Kafkaslar, Amerika’da Takoma civarında bulunmuştur. Anadolu’da ve Mezopotamya da bu tür kaya resimleri ile karşılaşılmıştır. Van ve yöresinde tarih öncesi devirlere ait kaya ve mağara resimleri de bulunmuştur. Tilkitepe ve Dil Kaya höyüklerinde bu dönemlere ait zengin buluntularla karşılaşılmıştır

Yeşilsalkım Köyü Mağara Resimleri (Gürpınar)

Van’ın 76 km. güneydoğusunda, Gürpınar ilçesi Yeşilsalkım (Put Köyü) Köyünün batısında 8-9 km. uzunluğundaki kanyon içerisindeki çok sayıda mağaraların içerisinde kaya resimleri ile karşılaşılmıştır. Buradaki kaya resimlerinde dans eden tanrıça figürleri bulunmaktadır. Bu resimlerden ötürü de buradaki mağaraya “Kızların Mağarası” ismi verilmiştir.Büyük olasılıkla kült yeri olarak tanınan bu mağaradaki resimlerin M.Ö 4000-3000 yıllarına ait olduğu sanılmaktadır. Resimler kan ve sönmemiş kirecin karıştırılması ile meydana getirilen, kiremit renginde bir eriyik ile yapılmıştır.

Bu mağaranın güneybatısındaki ikinci bir mağarada da resimlerle karşılaşılmıştır. Mağaranın ağzından 1.60 m. içeride, yerden 60 cm yüksekliğindeki bu resimlerde dağ keçisi ile bir insan figürü tasvir edilmiştir.


Pagan Kayaüstü Resimleri (Özalp)

Van Özalp ilçesi Pagan Köyünde M.Ö 5000 yıllarına tarihlenen mağara resimleri ile karşılaşılmıştır. Bu mağara M. Uyanık tarafından 1974 yılında keşfedilmiştir.
Bunlar beyaz boyadan çiçek ve bitki resimleridir. Bunların üzerinde de kuşa benzer bir figür bulunmaktadır. Mağaranın kuzeybatı duvarında bir hayvanın sırtına yüklenmiş yük ile dört insan figürü görülmektedir. Bu resmin de ortasında bir kuş figürü bulunmaktadır.


Trişin Yaylası Resimleri (Çatak)

Van-Hakkâri sınırında Trişin Yaylasında, Çelo Dağı’nda mağaralarda kaya resimleri bulunmaktadır. Bu resimler 1974 yılında C 12 testleri M.Ö 8.000–11.000 yılları arasında yapıldığını ortaya koymuştur. Bu resimler Kâhn-ı Melikân ve Taht-ı Melik kesimlerinde bulunmaktadır. Bölge mağara resimleri yönünden oldukça zengindir. Burada soyları tükenmiş hayvanların, bizonlar, insan figürleri, cin figürleri görülmektedir. Ayrıca ot yiyen hayvanlar geyikler, at üzerinde insanlar kayalar üzerine resmedilmiştir.


Narlı Huşş Tepe Resimleri ( Çatak)

Van, Çatak ilçesi Narlı’da Huşş Tepe’de Trişin Vadisine bakan kanyon içerisinde bulunan kaya resimleri 1977 yılında bulunmuştur. Bu resimlerde kaya üzerinde insan figürü görülmektedir. Bu resimde M.Ö 5000–8000 arasına tarihlendirilmiştir.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:14

Van Doğal Güzellikleri


Van ili 3000 m. yüksekliği olan volkanik dağlarla çevrilidir. Van gölü bu volkanik alanın ortasında bir çöküntü havzasıdır. İl topraklarının % 53’ü dağlarla, %33’ü platolarla, % 14’ü ovalarla çevrilidir.

Dağlar

Van yöresinin %53’ünü kaplayan dağlar çeşitli jeolojik dönemlerde kıvrılma ve kırılmalar sonucunda oluşmuştur. Bunların başında ilin kuzey kesiminde, dorukları il sınırları dışında kalan Aladağ (3255) ve Tendürek Dağı (3542) bulunmaktadır. Bunlardan Tendürek Dağı'nın doğusunda İran sınırına kadar uzanan dağ sıraları bulunmaktadır. Bu dağların yüksekliği 2600–2900 m.ye ulaşmaktadır. Bu dağların belli başlı yükseltiler; Dumanlıdağ, Elegen Dağları, Kırklar Dağı, Tavur Dağı ve Kotur Tepesi'dir. Bu dağlar arasındaki Bendimahi Havzası ile Karasu havzası yakınında kuzeyde, Alikelle Dağı (2850 m.) yer almakta olup dağın uzantıları Abaza düzlüğüne kadar inmektedir. Buradaki en yüksek dağ Pirreşit Dağı'dır (3200 m.). Bu dağ sıralarını sırasıyla Manda dağı (3020 m), İsabey Dağı (3000) izlemektedir. Bunlar düzenli bir sırt halinde güneybatı yönüne uzanarak Karasu Vadisi ile Van Gölü arasında, Şoli Dağı (2900 m.) ile devam eder.

İl alanındaki yükseltiler güneydoğuya gittikçe artar ve düzgün sıra dağlara dönüşür. Bu sıra dağların en önemlileri; Ahlat Dağı (2810m) ve Korahal Dağı (2700m) dır. Tendürek Dağı'nın uzantısı olan sınır dağları, Gündizin Dağı (3100m), Koçalan Dağı, Bilecik dağı, Melek Dağı yörenin belli başlı dağlarıdır. Kesiş gölünün bazı kesimlerinde başlayan dağlar arasında Şuşanıs Dağı (2750m), Narkut Dağı (2800m), İspiriz Dağı (3688m) bulunmaktadır. İlin güney kesiminde ise, Güneydoğu Torosların uzantısı Kavuşahap Dağları yer almıştır. Gökdağ (3604 m.), Müküs Dağı (3414 m.) Arnos Dağı (3547 m.), Artos Dağı (3537 m.) da buradaki diğer önemli yükseltilerdir.


Plato, Yayla ve Ovalar

Van il topraklarının %33’ü plato, ova ve yaylalarla kaplanmıştır. Bu alanlar III. Zamanda ortaya çıkan yükselmeler sonunda meydana gelmiştir. Volkanik olan bu alanların toprakları kireçli ve killidir. Bunarın belli başlıları Norduz Yaylası, kuzeyde Çaldıran İlçesinde Abaza Düzü, Sultan Gölü çukurluğunun batısındaki yaylalar, Ahlat Dağında Erçek Gölünün kuzeyindeki yaylalar ile güneydoğusunda Hoşap Suyu çevresinde uzanan geniş yaylalardır.

İl alanının %13,7 sini kaplayan başlıca ovalardan Van Ovası, Karasu Hoşap Suyu arasında 150 km'lik bir alanı kaplamaktadır. Van Gölü’nün kuzeyindeki Erciş Ovası 150 km lik bir alanı kaplamaktadır. Gürpınar’da Hoşap Ovası deniz seviyesinden 2.400 yükseklikte, 180 km2’lik bir alanı kaplamaktadır.

Muradiye ilçesindeki Muradiye Ovası deniz seviyesinden 2000 m. yükseklikte, 525 km alana yayılmıştır. Ayrıca Tarhani Düzü 50 km2, Noşar Düzü 80 km2, deniz seviyesinden 2.100 m. yükseklikte Saray Ovası 45 km2’lik alana yayılmış olup, ilin en verimli topraklarıdır. Bunun yanı sıra Karakallı ve Ercek Düzleri de ilin diğer düzlük alanlarıdır.


Akarsular

Van Havzası dışında kalan alanlarda çok sayıda küçük akarsı bulunmaktadır. Ancak bu akarsular yaz aylarında kurumaktadır.










Ben-i Mahi Suyu

Van Gölü Havzasının en büyük akarsuyu olan Bend-i Mahi Suyu ilin kuzeyindeki Aladağ ile Tendürek Dağı arasında çeşitli kolların birleşmesinden meydana gelmiştir. Tendürek Dağı’nın güneybatısındaki Sarıgöl ve Kaz Gölünden çıkan bu akarsu sık sık yön değiştirir ve Çaldıran Ovasını suladıktan sonra Yağlıdere ile birleşir ve Göndürme Boğazını aşmaktadır. Bundan sonra Muradiye Ovasını sular ve Van Gölünün kuzeyine dökülür. Bu akarsuyun uzunluğu 90 km.dir.


Hoşap Suyu (Güzelsu)

Başkale ile İspiriz Dağları ile Norduz Yaylasından kaynaklanan Hoşap Suyu, Koçkıran, Gelispiri ve Geleriş Dağlarından doğan çok sayıdaki derelerle beslenir. Derin bir vadiden doğu ve batı yönünde akar, Hoşap Ovası’nı suladıktan sonra Zernek Boğazına girer. Bunun ardından Havasor Ovasından geçerek Van Gölüne dökülür. Bu akarsuyun uzunluğu 130 km.dir.


Karasu

Özalp ilçesinin kuzeyindeki dağlardan doğan Karasu 130 km. uzunluğundadır. Çevresindeki yüksek dağlardan inen küçük akarsularla beslendikten sonra derin bir vadiyi aşar, Akbulak Düzlüğüne girer. Bu arada Erçek gölüne yaklaşır Timar Ovasından sonra Van Gölüne dökülür.


Memedik Çayı

Özalp ilçesindeki çok sayıdaki akarsuların Saray Düzlüğünde toplanmasından oluşan Memedik Çayı doğu batı yönünde akar. Memedik Boğazını geçtikten sonra Erçek Ovasını aşar ve Erçek Gölüne dökülür. Bu akarsu 60 km. uzunluğundadır.


Zilan Deresi

Aladağ’ın kollarından beslenen Zilan deresi kuzey-güney yönünde akarak doğudan Hacıdiri Deresini sularına katar ve sarp bir vadi içerisinden geçer. Bundan sonra genişler, Erçis Ovasını geçtikten sonra Van Gölüne dökülür.

Van il toprakları içerisinde bu akarsulardan başka Deliçay, İrşat Çayı, Kırkgeçit Deresi, Çığlı Suyu ile Çatak Suyu bulunmaktadır.


Göller

Van da çok sayıda göl bulunmaktadır. Bunların başında Van Gölü ile Erçek Gölü gelmektedir.


Van Gölü

Van Gölü, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın beşinci büyük gölüdür. Gölün yüzölçümü 3764 km² olup derinliği bazı yerlerde 100 metreyi geçmektedir. Uzunluğu 125 km., genişliği 65 km. aşar. Deniz seviyesinden yüksekliği 1646 m.dir. Büyüklüğünden ötürü de halkı tarafından “Van Denizi” diye anılır.

Tarihi Çağlarda Urartular göle dalgalarından ötürü “Dalgalı Deniz” ismini yakıştırmışlardır. Malazgirt Savaşı’ndan sonra Selçuklular gölün çevresinde yerleşmişlerdir. Mezopotamyalılar göle “Nayri Denizi” ismini vermişlerdir. Bununla beraber bazı kaynaklarda Küçük Deniz, Ahlat Deryası, Deryaço gibi isimlere de rastlanmıştır. Göl çevresinde Ahlat Sazlıkları, Dönemeç Deltası, Karasu deltası, Bendimahi Deltası bulunmaktadır. Aynı zamanda bu bölge yakınındaki Nurşun Gölü ile birlikte göçmen kuşların konakladığı bir alandır.

Nemrut Dağı’ndan çıkan lavların jeolojik devirlerde setler oluşturması sonucu meydana gelen gölün üzerinde Akdamar Adası, Çarpanak Adası, Adır Adası gibi adalar bulunmaktadır. Suyu tuzlu 1000/ 210 sodalıdır. Bu nedenle de göl sularında temizlik malzemeleri kullanılmadan her türlü çamaşır yıkanabilmektedir. Ayrıca gölün tuz oranı % 0.19 dır. Yapılan araştırmalara göre göl suyunun deri ve cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Gölün en büyük özelliği değişik mevsimlerde değişik zamanlarda farklı renklerde görünmesidir. Gölün iki yakasındaki Van ile Tatvan arasında yük vagonlarını taşıyan feribotlar çalışmaktadır. Ayrıca Gevaş iskelesinden Akdamar Adası’na dolmuş motorları çalışmaktadır.

Van sazlığında kuluçkaya yatan yaz ördeği, gölün batısındaki yarımadada üreyen toy, adalarda kuluçkaya yatan Van Gölü martısı ile Van Gölü'ne özgü bir balık türü olan ve planktonlarla beslenen inci kefali (Chalcalburnus tarichi), Van Gölü'nün başlıca doğal özellikleridir. Mayıs ve Haziran aylarında yaklaşık 15.000 ton avlanan inci kefali lezzeti ve ekonomik değeri yönünden önemli bir besin kaynağıdır. Gölün sularının sodalı oluşu inci kefali dışında başka balıkların burada yaşamasına olanak vermemektedir.

Göl içerisinde bulunan Akdamar Adası’nın bir de öyküsü vardır. Buna göre devrin baş keşişinin Tamara isimli çok güzel bir kızı varmış. Bu kız, Gevaş'ta yaşayan bir delikanlıya âşık olmuştur. Bu genç her gece Tamara'ya ulaşmak için gölü yüzerek geçer, kıyıda elindeki ışıkla da Tamara onu beklemiş. Ancak bu gizli buluşmalardan haberdar olan baş keşiş, fırtınalı bir gecede elinde mumla kıyıya inmiş. Işığın yerini sürekli değiştirerek gencin gücünü yitirmesine neden olmuş. Genç “Ah Tamara, ah Tamara” diyerek Van Gölü’nün sularında boğulmuştur. Ah Tamara, Ah Tamara sözcükleri zamanla Ahtamar veya Akdamar biçimine dönüşmüştür.

Van Gölü'nde bir canavar olduğu konusunda 1997 yılında bazı iddialar ortaya atılmış, toplumun dikkati bu yöne çekilmiştir. Bu canavarın 8- 10 m. boyunda, ses çıkaran, insanlara zarar vermeyen, kahverengi-siyah arasında bir yaratık olduğu söylentisi, uzun yıllar gizemini korumuştur. Van halkı tarafından “Canavan”, “Cano” gibi isimlerle sevimli hale getirilen bu canavarla ilgili olarak Cambridge Üniversitesi'nden dünyaca ünlü su altı biyologu Jacques Cousteau gölde bir araştırma yapmak üzere Van'a gelmiş, bundan sonra da göl turizm yönünden önem kazanmıştır. Sonunda bu olay, Van’ın gelişmekte olan bir yöre olduğuna ve yöre halkının turizmi canlandırmak amacıyla böyle bir hikâyeye başvurduğuna bağlanmıştır.


Erçek Gölü

Van Gölü’nden sonra ilin ikinci büyük gölü olan Erçek Gölü Van Gölü’nün doğusunda, IV. Zamanda oluşmuş, lav kümelerinin yığılmasından meydana gelmiştir. Van Gölü’nden bir eşikle ayrılan bu göl bir çöküntü havzası içerisindedir. Kuzeydoğusunda Şeyh Zengi Ovası, güneyinde Irgat dağı ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.803 m dir.

Bu gölün de suları sodalı ve tuzludur.

Van ilindeki belli başlı bu iki gölden başka İran sınırı yakınında Kaz Gölü ve onun batısında Sor Gölü, kuzeyinde Engiz Gölü ve Hasan Timuran Gölü bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Akgöl, Sultan (Süphan) Gölü, ilin kuzeyinde Kavak Dağı eteğinde Hıdırmenteş Gölü, Tendürek Dağı eteğinde Sarı Göl vardır. Ayrıca Kuh, Kozan ve Erek dağları arasındaki vadide vadi ağzının kapatılmasıyla oluşturulan, yapay bir göl olan Keşiş Gölü bulunmaktadır. Keşiş Gölünün kuzeyinde Irgat Dağı eteğinde İmaris Gölü ile Çengi Gölü il topraklarındaki diğer küçük göllerdir.



İçmeler ve Kaplıcalar

Van ili yeraltı su kaynakları yönünden oldukça zengin kaynaklara sahiptir. İlin büyük bir kesiminde maden suları ile kaplıcalar bulunmaktadır.


Akbaş Köyü Madensuyu (Erciş)

Van ili Erciş ilçesinde, Akbaş Köyü’nde bulunan Akbaş Kaplıcasının sıcaklığı 19 derecedir. Bu maden suyundan aynı zamanda banyo yoluyla da yararlanılmaktadır.


Aşağı Şerefhane Maden Suyu (Muradiye)

Van ili Muradiye ilçesinde Çaldıran ile Muradiye arasında bulunan bu suyun sıcaklığı 10 C olup, debisi 0.05 lt/sn. dir. Bu maden suyu sindirim, böbrek ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir.


Bolbülük Maden Suyu (Özalp)

Van ili Özalp ilçesinde bulunan bu maden suyunun sıcaklığı 12,5 derecedir. Saniyede 8,5 litre kaynamaktadır. Bu su da sindirim, bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.


Hozi Maden Suyu (Başkale)

Van ili Başkale ilçesinde bulunan Hozi Maden Suyunun sıcaklığı 13,5 derece, debisi de 0.09 lt/sn. dir. Bu maden suyu da sindirim, bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.


Kanlıbudak Maden Suyu (Başkale)

Van ili Başkale ilçesinde bulunan bu maden suyunun sıcaklığı 14 derece olup, saniyede 0,5 lt. kaynamaktadır.


Zereni Kaplıcası (Başkale)

Van ili Başkale ilçesinde bulunan bu kaplıcanın suyu 55 derece sıcaklıktadır. Saniyede 1 litre kaynamaktadır.


Hasanabdaz Kaplıcası (Erciş)

Van ili Erciş ilçesi Deliçay’da bulunan bu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 68 derecedir. Kaplıca suyu saniyede 2 litre kaynamaktadır.


Yoldüştü Köyü Maden Suyu (Gürpınar)

Van ili Gürpınar ilçesi Yoldüştü Köyü’nde bulunan bu maden suyunun sıcaklığı 10 derecedir. Saniyede 0,7 litre kaynamaktadır.


Derviş Kaplıcası (Muradiye)

Van ili Muradiye ilçesi Çaldıran’da bulunan bu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 36 derecedir. Kaplıca suyu saniyede 0,05 litre kaynamaktadır. Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.


Dergezin Kaplıcası (Muradiye)

Van ili Muradiye ilçesi Çaldıran’da bulunan bu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 36 derece olup, debisi 5 lt/sn. dir.


Mesire Yerleri

Amik Gölü Mesire Yeri

Van-Erciş karayolunda, Amik Gölü kıyısında bulunan bu mesire yeri meyve bahçeleri ve göl kıyısındaki doğal plajları ile tanınmıştır. Yaz aylarında ilin önemli bir mesire yeridir.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:14

Çatak Mesire Yeri

Van ili Çatak ilçesinde bulunan bu mesire yeri iki çayın birleştiği bir vadide yer almaktadır. Çevresi ormanlık olup, Çatak Gölü alabalığı ile ün yapmıştır. Aynı zamanda çevresinde dağ keçisi, tilki, tavşan ve keklik gibi av hayvanları yaşamaktadır.










Erek Vadisi Mesire Yeri

Van Erek Vadisi yamaçlarında bulunan bu mesire yeri zengin bir doğaya sahiptir. İl merkezinden buraya günü birlik gelenler bulunmaktadır. Çevresi av turizmi yönünden önemlidir.


Horhor Bulağı Mesire Yeri

İl merkezinde, Van Kalesi’nin kuzeybatısında bulunan bu mesire yeri kaynak suları ile de ün yapmıştır.


Edremit Mesire Yeri

Van ili Edremit ilçesinde, Van’a 20 km. uzaklıktaki bu mesire yeri doğal plajları ve bitki örtüsü ile tanınmıştır.


Ganiyisippi Şelalesi

Van il merkezine 60 km. uzaklıkta, Van-Çatak karayolu üzerinde, Çatak ilçesine 5 km. uzaklıkta bulunan bu şelalenin çevresinden mesire yeri olarak yararlanılmaktadır. Şelalenin çevresinde alabalık tesisleri bulunmaktadır. Şelale kayalıklardan, 100 m. yükseklikten dökülmektedir. Şelalenin suları Nisan ayı sonlarında çok gür olarak akar, yaz aylarının sonlarına doğru da azalmaktadır.









Muradiye Şelalesi

Van ili Muradiye ilçesine 10 km. uzaklıkta Bend-i Mahi Çayı üzerindeki bu şelale derin bir vadi içerisinden, 10–20 m. yukarıdan aşağıya dökülmektedir. Çevresinden mesire yeri olarak yararlanılmaktadır. Buradaki asma köprüsü ile de ün yapmıştır.












Van Peri Bacaları (Vanadokya) (Başkale)

Van ili Başkale ilçesi Yavuzlar Köyü’nde bulunan ve Kapadokya yöresindeki peri bacaları ile oluşum yönünden benzerlik gösteren peri bacalarının bulunduğu alan Vanadokya olarak anılmaktadır.

Buradaki volkanik Yiğit Dağı’nın püskürttüğü kayaçların aşınmaları sonucunda bu oluşumlar meydana gelmiştir. Günümüzde kendi haline terk edilmiş olan bu oluşumların doğal park ilan edilmesi ve koruma altına alınması yerinde olacaktır.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mikroq
AdMiN
AdMiN
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 9315
Yaş : 25
Tecrübe Puanı : 3673
Kayıt tarihi : 06/04/08

MesajKonu: Geri: Van hakkında bilgi   Paz Mayıs 18 2008, 14:14

Van Kedisi


Eski tarihlerden beri Van Gölü çevresinde yaşadığı bilinen uzun tüylü kedi soyu, Van Kedisi ismi ile tanınmıştır. Yörede “Pişik” ismi ile tanınan bu kedilerin tüyleri uzun, dalgalı ve sık olup çoğunlukla da parlak beyaz renktedir. Kedilerin yüzü yuvarlak, kulakları dik ve kulak içleri pembe renktedir. Bu tür kedilerin bir gözü mavi, diğer gözü sarı renktedir. Bununla beraber her iki gözü de sarı veya mavi olan türlere de rastlanmaktadır. Bu renkler gözlerdeki sarı renk pigmentlerinin yoğunluğuna göre değişmektedir. Bazı kedilerde çağla yeşili, kahverengi gözlere de rastlanmaktadır. Yavru kedilerin doğumdan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşır ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir.

Van Kedileri Ankara Kedileri ile benzerlik göstermektedir. Ancak onlardan ayrılan bazı özellikleri bulunmaktadır. Bunların başında, sağırlık oranının çok düşük olması ve kendi başlarına yaşayabilme içgüdüleri gelmektedir. Van Kedilerinin yaz aylarını dağlarda, kış aylarını da evde geçirdikleri yöre halkı tarafından söylenmektedir. Bununla beraber, günümüzde yaz aylarını dağda geçiren kediye çok az rastlanmaktadır. Van kedilerinin erkek cinslilerinin vücut ağılığı yaklaşık 3.600 gr, dişilerinin ise 2.900 gr.dır.

Bu kediler suda yüzen ve sudan korkmayan tek kedi türüdür.

_________________
Aklı Kıt Olan Dilini Tutamaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Van hakkında bilgi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Benzer konular hakkında bilgi
» Satürn, açıları, dogum hartıasında yerleşimi..
» Wilson Ilkeleri (8. Ocak 1918)
» cemre bilgi
» İsmet İnönü Hakkında Bilinmeyenler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YUHistan :: DOĞU ANADOLU BÖLGESİ :: Van-
Buraya geçin: