YUHistan

Hoşgeldiniz, Misafir.
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 4


 

AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 TURİZM

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
F!l!z
AdMiN
AdMiN
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 4798
Yaş : 26
Nerden : TÜRKİYE/İst.
Hangi takımlısınız? : GaLTaSaRaY
Tecrübe Puanı : 3593
Kayıt tarihi : 21/02/08

MesajKonu: TURİZM   Paz Mayıs 18 2008, 11:45

Hacı Bektaş-ı Veli Müzesi (Genel Bilgi)
Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yapılan restorasyondan sonra 16 Ağustos 1964 tarihinde müze olarak, ziyaretçilerin hizmetine açılmıştır. Mimari manzumenin tamamlanma tarihi 13. ve 19. yüzyıllar arasındadır.

Mimari yapı “Birinci Avlu (Nadar Avlusu), İkinci Avlu (Dergah Avlusu) ve Üçüncü Avlu (Hazret Avlusu) olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.

Mimarlık tarihi yönünden, M.XIII. ile XIX. yüzyıllar arasında tamamlanmış olan Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesi, tarihsel süreç içinde epey restorasyon (onarım) görmüştür. Mimari terminoloji bakımından, külliyeden daha ziyade bir manzume niteliği taşımaktadır. Tekke, 30 Kasım 1925 tarihinde TBMM’nin 677 sayılı kanununla diğer tekke ve zaviyeler ile birlikte kapatılmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1958-1964 yılları arasında onarımı yapılmış ve 16 Ağustos 1964 tarihinde Etnografya Müzesi biçiminde düzenlenerek halkımızın ziyaretine açılmıştır. Müze, plan bakımından üç ana bölümde incelenir. Avlulara, sırasına göre kademeli bir anlayışla tatlı bir meyil verilerek mimari açıdan bir bütünlük sağlanmıştır.
[img][/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
F!l!z
AdMiN
AdMiN
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 4798
Yaş : 26
Nerden : TÜRKİYE/İst.
Hangi takımlısınız? : GaLTaSaRaY
Tecrübe Puanı : 3593
Kayıt tarihi : 21/02/08

MesajKonu: Geri: TURİZM   Paz Mayıs 18 2008, 11:46

Kapadokya Güvercinlikleri

İslam inancında güvercin aileye bağlılığın ve barışın, hıristiyanlıkta ise Tanrı’nın ruhu’nun simgesidir. Hemen hemen bütün vadilerin yüksek kısımlarına ya da peribacalarının üst kısımlarına inşa edilen güvercinliklerin yönleri genellikle vadilerin doğu ya da güney tarafına bakmaktadır. Güvercinler, kursaklarına doldurdukları tahıl tanelerini sindirebilmek için sık sık su içme gereksinimi duymalarından dolayı ‘Su pınarlarının koruyucu kuşu’ olarak da anılırlar. Bu nedenle güvercinliklerde şu kaynaklarına yakın yerlere inşa edilmişler.

Kapadokya Bölgesi’nde yer alan güvercinliklerin büyük çoğunluğu 19. yüzyılın sonları, 20. yüzyılın başlarına tarihlenmekle birlikte, 18. yüzyılda yapılmış örneklere rastlamak da mümkündür. Pek çoğumuzun dikkatini çekmeyen bu küçük yapılar Kapadokya Bölgesi’nde oldukça nadir olan İslam resim sanatını göstermesi açısından önemlidir.

Güvercinliklerin yapılış nedeni etinden ziyade gübresinden yararlanmak içindir. Yöre çiftçileri tarafından nesilden nesile bağ ve bahçelerde verimi arttırmak için güvercin gübresi kullanılmış, bu nedenle çok sayıda güvercinlik inşa edilmiştir.

Güvercinlikler inşa edilirken 5-10 metre kareli geçmeyen bir odacığın 3 kenarına 4-5 sıra halinde kuşların tünemesi ve yumutlaması için küçük nişler (oyuklar) açılmış, gerektiğinde de boydan boya ahşap tünekler konulmuştur. Bu işlem fasatı yıkılan bazı güvercinliklerde kolayca izlenebilir. Güvercinlikler vadi seviyelerinden oldukça yükseğe inşa edildiklerinden ya içten oyulan bir tünel vasıtasıyla ya da merdivenler sayesiyle ulaşılabilmektedir. Başka tip güvercinlikler de manastır veya kilise olarak yapılmış kaya oyma yapıların girişleri ve pencere boşlukları kapatılarak kullanılmış olanlardır. Çavuşin Kasabası yakınlarındaki Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi, Göreme’de Kılıçlar (Kuşluk) Meryemana Kilisesi ve Karşıbucak Vadisinde yer alan kiliseler buna en iyi örnektir. Bugün güvercinlik olarak kullanılmış manastır ve kilise frekslerinni sağlam kalmasını güvercinlere borçluyuz. Çünkü bu sayede freskleri olumsuz yönde etkileyen güneş ışınlarından ve insanlardan uzak kalmışlardır. Zira insanlar, güvercinliğe yılda sadece bir kez güvercin gübresini almak için girmekte, daha sonra duvarı tekrar inşa ederek terk etmektedirler.

Güvercinliklerin dış yüzeyi genelde yöresel sanatçı tarafından zamanın geleneğine ve sosyal yaşamına uygun olarak zengin bir bezeme ile süslenmiş; kullanılan boyalar da ağaçlar, çiçekler, yabani otlar ve demir oksit içeren topraktan elde edilmiştir. Ayrıca güvercinliklerde oldukça yaygın kullanılan kırmızı renk, bölgeye has ‘Yoşa’ adıyla tanınan bir toprak/çamur türünden elde edilmiştir. Yöre halkının ifade ettiğine göre beyaz boya, alçı ve yumurta akının karışımından yapılmakta, bu sayede güvercinlere ve güvercin yumurtalarına ulaşmak isteyen sansar, tilki, gelincik vs. gibi hayvanların ayaklarını kaydırarak tırmanmalarını güçlendirmektedir. Uçhisar Kalesi’nin batı tarafında yeralan güvercinliklerin büyük bir kısmına ise güvercini yırtıcı hayvanlardan korumak için kolay bir yol olan teneke veya çinko levhalar çakılmıştır.

Çok renkli boya ile süslenmiş güvercinliklerde yer alan motiflerde yöre sanatçılarının duyguları, düşünceleri, mesajları ve yaratıcılığı gizli. Yüzden fazla motifin üzerinde tespit edilebilen süslemeler, 18. ve 19. yüzyılda yaşamış Kapadokyalı sanatçıların basit, ancka mistik anlamlı olan motifleri tercih ettiklerini gösterir.Göreme, Çavuşin ve Zelve vadilerindeki güvercinliklerin hemen hepsinin sağ ve sol kenarlarında yer alan çark-ı felek motifleri, Anadolu’da görülen en eski motiflerdendir. Tarihsel açıdan dört rüzgar tanrısını temsil etmiş olmasına karşın günümüzde dönen dünyayı, dönen kaderi, feleğin ve aşkın çemberini simgeler. Üstünde kuş tünemiş hayat ağacı ve nar motifleri de çark-ı felek motifleri gibi yaygındır. Şaman geleneklerinden kaynaklanan hayat ağacı, öteki dünyaya geçişi sağlayan yol, üzerinde yer alan kuşlar ise ağaca bekçilik yapan ve bu yolculukta eşlik eden yaratıklardır. Cenneti, bolluğu ve bereketi temsil eden nar ise Anadolu’da tarih boyunca kutsal bir meyve olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda evliliğin devamlı olacağına, ailenin zengin, çocuklarının çok ve uzun ömürlü olacağına işaret eder.

Yukarıda bahsedilen motiflerin yanı sıra bazı güvercinliklerde Eski Türkçe ile yazılmış kitabeler de yer almaktadır. Genelde güvercinliğin yapıldığı tarih, ‘Maşallah’ ve ‘Allah’ kelimeleri, nadir de olsa güvercinliğin sahibinin kimliği ve mesleki belirtilmektedir.

Kapodakya bölgesi güvercinlikleri en yoğun biçimde Uçhisar civarındaki vadilerde, Göreme-Kılıçlar ve Güllüdere vadilerinde, Ürgüp-Üzengi vadisinde, Ortahisar-Balkan deresi ve Kızılçukur vadisinde, Nevşehir yakınlarındaki Çat vadisinde ve Kayseri sınırları içindeki Soğanlı vadisinde bulunmaktadır.


[img][/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
F!l!z
AdMiN
AdMiN
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 4798
Yaş : 26
Nerden : TÜRKİYE/İst.
Hangi takımlısınız? : GaLTaSaRaY
Tecrübe Puanı : 3593
Kayıt tarihi : 21/02/08

MesajKonu: Geri: TURİZM   Paz Mayıs 18 2008, 11:47

Kapadokya Sivil Mimarisi


19.yüzyıl Kapadokya evleri yamaçlara, ya kayaların oyulması suretiyle ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimari malzemesi olan taş, yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktığında yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanıklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir.

Evlerin kat aralarında bulunan konsolların araları bazen tek bazen de 2-3 sıralı rozet, yıldız, palmet, yelpaze, fırıldak ve stilize bitki motifleriyle doldurulmuştur. Çoğunlukla konsolların yüzeyi perde püskülünü andırır yüksek kabartma motiflerle kaplıdır.

Evlerin pencereleri ikişer veya üçerli olup etrafları daha çok stilize bitki motifleriyle süslüdür.Pencereler ‘kanatlı’ ve ‘giyotin’ tarzda olmak üzere iki tiptir.

Her iki tip evlerde çok sayıda oturacak odalar, mutfak, kiler, depo, tandır, şarap-pekmez yapma bölümleri vs. bulunmaktadır. Misafir odalarındaki nişlerde sıva üzerine boyalı bezemeler bulunmakta; genelde püsküllü perde motifinin altında çiçek doldurulmuş kulplu vazolar, su dolduran ya da taşıyan bayanlar resmedilmiştir.

Yöresel mimarinin en ilgi çekici örnekleri 19.yüzyıl sonu ile 20.yüzyıl başlarına tarihlenmektedir. Bu ilginç mimari gelenek, Ürgüp, Ortahisar, Mustafapaşa, Uçhisar, Göreme, Avanos, Kayseri sınırları içindeki Güzelöz ve hemen yanındaki Başköy, Ihlara Vadisi civarında Güzelyurt başta olmak üzere tüm Kapadokya kasaba ve köylerinde de görülebilmektedir


[img][/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
F!l!z
AdMiN
AdMiN
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 4798
Yaş : 26
Nerden : TÜRKİYE/İst.
Hangi takımlısınız? : GaLTaSaRaY
Tecrübe Puanı : 3593
Kayıt tarihi : 21/02/08

MesajKonu: Geri: TURİZM   Paz Mayıs 18 2008, 11:48

Kapadokya'nın Konumu


Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon 17 kitaplık ‘Geographika’ adlı kitabında (Anadolu XII, XIII, XIV) Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir. Bugünkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.

VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM

Kaya Yapısı

Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diğer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de (10 milyon yıl önce) başlayıp, Holosen’e (Günümüz) kadar sürmüştür. Neojen gölleri altındaki yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150 m. kalınlığında farklı sertlikte tüf tabakasını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır.

Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen’en başlayarak başta Kızılırmak olmak üzere akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almıştır.

Peribacalarının Oluşumu :

Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla ‘Peribacası’ adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır.

Kapadokya Bölgesi’nde erozyunun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır.

Peribacaları en yoğun şekilde Ürgüp-Uçhisar-Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.

Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi, lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin-Güllüdere, göreme-Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir.


[img][/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
F!l!z
AdMiN
AdMiN
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 4798
Yaş : 26
Nerden : TÜRKİYE/İst.
Hangi takımlısınız? : GaLTaSaRaY
Tecrübe Puanı : 3593
Kayıt tarihi : 21/02/08

MesajKonu: Geri: TURİZM   Paz Mayıs 18 2008, 11:49

Selçuklu Eserleri (Genel Bilgi)


Anadolu Selçukluları’nın parlak döneminde Selçuklu Sultanları, yerleşim yerlerini düzenli bir yol şebekesi ile birbirine bağlatmışlar, köprüler, kaleler, hanlar, kervansaraylar, medreseler, camiler ve türbeler yaptırmışlardır. Bunlar daha çok sultan, vezir ve zenginlerin yönlendirdiği vakıflar tarafından inşa edildiğinden sürekli olarak gelirleri bulunmaktadır. Selçuklular Arap ve İran sanat ve kültüründen büyük ölçüde etkilenmelerine karşın kendilerine özgü sanat anlayışına da sahiptiler.
[img][/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
TURİZM
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YUHistan :: İÇ ANADOLU BÖLGESİ :: Nevşehir-
Buraya geçin: